Ölülerinizi hayırla anın

Ölülerinizi hayırla anın

Ölüm kapıyı çaldığında birey Rabbiyle başı başadır. O âleme giden her biri rahmete, merhamete ve affa muhtaçtır. Allah’ın elçisi Sevgili Peygamberimiz (tez) “Ölülerinizi hayırla anın” buyurmuştur.Ölecek insanın vefat vakti gelince Hz. Azrail’in yardımcıları bireyin ruhunu boğazına civarı çekerler.En son hamleyi yapması amaçlı işi o noktada bırakırlar. Hz.
Azrail ise ruhu boğazdan alır. Hz. Azrail’in yakınında rahmet ve azap melekleri vardır. Bireyin vaziyetine yönelik rahmet ve azap melekleri kişiyi alıp götürmesi gerekli olan yere taşırlar. İyilerden ise cennete, kötülerden ise cehenneme taşırlar. Vefat anında kötüler pişmanlık duyarlar zira o esnada perdeler sıyrılır ve o gideceği yeri Okumaya devam et “Ölülerinizi hayırla anın”

Cennetimin kapısı annemi kaybettim

Cennetimin kapısı annemi kaybettim

Annemi kaybettim… Birdenbire bizleri tüketti. Bizi öylesine bıraktı gitti.Her birşey o civarı dağınık, o civarı karma karışık ki. Nereye baksam simasını görüyorum. Patiska benzeri bembeyaz saçlarını, nurlu simasını ve yepyeni yüzünü.Dua sığınağımdı. Dert ortağımdı. Sıkıştığımda ilk aradığımdı. Velhasıl her şeyimdi.Ellerini öperdim, ayaklarını öperdim. Şayet nedense yüzünü öpmeye kıyamazdım. Utanırdım. Uzunca seneler ardından geçen zaman ilk defa öptüm. Morgdaydı. Alnını, yanaklarını, soğuktu. Buz gibiydi. Adeta bana; beni öpme alnım ilgisiz dudakların üşümesin diyordu.
Şimdi bulunduğu yerde oturuyorum. Başını koyduğu yastığı kokluyorum. Başına sardığı tülbenti… Her birşey o kokuyor. Her birşey kadın kokuyor.Bundan ardından kime başvuracağım. Kime nazlanacağım bu yaşta. Kimden özel dua isteyeceğim. Kime bana Okumaya devam et “Cennetimin kapısı annemi kaybettim”

Kendinizle hesaplaşın

Kendinizle hesaplaşın

Bugün kendinize bir an süre ayırın. Sözgelimi bir saat oturun. Elinize kâğıt ve kalem alın.Ömrünüz süresince yaptıklarınızı anımsayın. Hem Bir günahlarınızı ve hem bir de sevaplarınızı, hem bir iyiliklerinizi ve hem bir de kötülüklerinizi…İbadet inşa ediyor musunuz? Namazla, oruçla aranız nasıl?İbadetleriniz sizi günahlardan, kötülüklerden savunuyor mu?Kötü alışkanlıklarınız var mı? İçki, kumar zina benzeri. Bunlardan kurtulmaya niyet var mı?Komşunuz sizden hoşnut mu?Mahallenizdeki muhtaçları biliyor musunuz?İnsanların sıkı ve berbat zaman içerisinde yanlarında mısınız?Aniden vefat gelse hazırlıklı mısınız?Borçlu musunuz? Borcunuzu ödemeye niyetiniz var mı? Okumaya devam et “Kendinizle hesaplaşın”

Rabbin rızasını kazanmanın yolu

Rabbin rızasını kazanmanın yolu

En kuvvetli olduğumuzda en merhametli olursak,En zengin olduğumuzda en yardımsever olursak,En kuvvetli olduğumuzda en bağışlayıcı olursak,O süre Rabbin rızasını kazanırız. Bir Başkasının yasını anlayışla karşılarsak,Mazlumun gözyaşını dindirmeye çalışsak,Bizden olmayana da bizim civarı dünya hakkı tanısak,O süre Rabbin rızasını kazanırız. Kul hakkını yediğimizde dönüp bunu telafi etsek,Bir Başkasının kusurunu örtmeye çalışsak,Bir Başkasının günahından öncesinde bizzat günahımızı görsek,O süre Rabbin rızasını kazanırız. Kabrin karanlığında tek kalacağımızı bilirsek,Her Biri üstümüzü örtüp gittiğinde hiçbir dostun,Yar ve yaranın kalmayacağını bilsek,Sorgu melekleri geldiğinde dünyevi hiçbir aracının kâr etmeyeceğini bilsek,O süre Rabbin rızasını kazanırız. Allah’ın rızasının Okumaya devam et “Rabbin rızasını kazanmanın yolu”

Kalpler Allah’ı anarak yatışır

Kalpler Allah’ı anarak yatışır

Kurân-ı Kerim içsel doyumsuzluğun, baskı ve toleranssızlığın ilacının Yüce Allah’la yakınlaşma meydana geldiğini söylüyor. “Dikkat ediniz. Kalpler fakat Allah’ı anarak yatışır.” Bunun amaçlı “zikir” kelimesini kullanır. Bunu “anmak” olarak tercüme ettik. Esasında boyutları bir sürü ek olarak geniştir bu kavramın. Zikri, yalnızca anmak cümlesiyle açıklama haksızlık olabilir. Ayeti daraltmak olabilir.Tevekkül bir zikirdir. Sevmek bir zikirdir. Acıma bir zikirdir. Bağışlamak bir zikirdir. Kuran bir zikirdir. Namaz bir zikirdir. vb.Bu listeyi bir sürü uzatabiliriz. Şayet mühim meydana gelen tüm bu erdemleri sadece Allah amaçlı yapmaktır. İşte Kurân-ı Kerim fakat bununla doyuma ulaşabilirsiniz diyor. Iyileştirme budur buyuruyor. Okumaya devam et “Kalpler Allah’ı anarak yatışır”

Yetimin başını okşa fakiri doyur

Yetimin başını okşa fakiri doyur

Ebu Zerr (ra) diyor ki; “Peygamber efendimiz bana yedi şeyi vasiyet etti, fakirleri sevmemi, fakirlere yaklaşmamı, dünyalıkta kendimden ek olarak aşağıda olanlara bakmamı, kendimden ek olarak yukarıda olanlara bakmamamı, benden uzaklaşsalar dahi akrabalarımla bağımı kesmememi, ‘La havle vela kuvvete illa billah’ sözünü bol bol söylememi, gerçeği acı da olsa söylememi, Allah’a çağırma dair hiçbir kınayıcının kınamasına aldırış etmememi, insanlardan hiçbir birşey istememeyi bana vasiyet etti” (Taberani) Bir erkek Resulallah’a geldi ve “kalbim son derece katı” diye konuştu. Peygamberimiz ona şu şekilde cavap verdi; Okumaya devam et “Yetimin başını okşa fakiri doyur”

Kötü rüya gören ne yapmalı

Kötü rüya gören ne yapmalı

Bazı rüyalar iblisin verdiği vesvese halinde ortaya çıkar. Birey korktuğu şeyi rüyada görür. Olmasın diye arzuladığı şeyi olmuş benzeri görür. Sabaha kaygı ile uyanır.Hz. Peygamber (s.a.v.) bu çeşit vatandaşları serinletecek şu cümleyi kullanır ‘Sizden biriniz sevdiği bir rüya gördüğünde bu rüya Allah’tandır. Bundan ötürü Allah’a hamd etsin.Ve o düşü ehil (profesyonel) olana anlatsın. Ve sizden biri sevmediği çirkin bir rüya gördüğü süre ise hakikaten o rüya kesinlikle şeytandandır. O (iblis ve berbat rüyanın) şerrinden Allah’a sığınsın. Ve o düşü hiçbir kimseye anlatmasın. Bu vaziyette o rüya kendisine kayıp vermez.” Okumaya devam et “Kötü rüya gören ne yapmalı”

DİYATAM OLARAK’E BİR HATIRLATMA

DİYATAM OLARAK’E BİR HATIRLATMA

Yaptıklarını da, yapması gerekenleri de… Diyanet teşkilatını seviyor ve önem veriyorum. Zira son derece yaşamsal bir rol oynuyor. Süre süre vaizleri, müftüleri, imamları müezzin hocalarımızı toplayıp “ne yapıyoruz, eksiğimiz, sıkı tarafınız nedir” diye bizzat kendilerini tartmaları gerektiği kanaatintabir. Personellerine laf hakkı vermeliler. Onları dinlemeliler.
Hizmet içi öğrenim müesseselerinden ya da maaş periyodik toplantılardan bahsetmiyorum. Yenilenmeden, format geliştirmeden bahsediyorum. Belki yapıyorlar da çokça yansımıyor.
Bu yazımda mühim bir hususu anımsatmak talep ediyorum yetkililere. Türkiye’de önemli bir misyonerlik faaliyeti başlamış vaziyette. Yurtdışından inanç adamları geliyor ve lise dönemindeki gençlere öğrenim veriliyor. Müslüman öğrencilere tabiki. Okumaya devam et “DİYATAM OLARAK’E BİR HATIRLATMA”

Her olanda hikmeti ara!

Her olanda hikmeti ara!

Denilir ki Malik bin Dinar Allah yolunda askerlere teşrif etmek arzu eder. Hazırlık yapar. Şayet bir çeşitli gidemez. Hastalanır. Ateşli zor rahatsızlık onu Allah yolunda askere katılmaktan alıkoyar.Kendine der ki, ey Malik! Sende hayır olsaydı bu savaştan geriye kalmaz oraya varırdın. Şayet Allah sana bunu kısmet etmedi. Bu haldeyken gece bir rüya görür. Rüyada ona şu şekilde denir: Malik! Şayet savaşa gitseydin tutsak olacaktın. Ve düşmanın sana zorlukla domuz eti benzeri haram yiyecekler yedirecek ve seni günaha itecekti. Kalbindeki içsel keşif durumu de kaybolacaktı. Belki Allah seni bu hastalıkla berbat bir gelecekten korumuştur. Bilmeden kadere laf söyleme. Okumaya devam et “Her olanda hikmeti ara!”

AŞKIN AYETE YANSIMASI

AŞKIN AYETE YANSIMASI

İmam Beğani Nisa suresinin 69. ayetinin iniş nedeni ile ilgili şu şekilde der; Hz. Sevban (ra) Peygamberimize (tez) bir sürü ilişkili bir sahabeydi. O’nun işleriyle yoğun olurdu.Peygamberimizi göremeyince özlerdi.Bir zaman Hz. Peygamber (tez)’e geldi. Şayet rengi sapsarı olmuştu. Hasta Kişi bir imajı vardı. Yüzünde üzüntü esintileri vardı.Hz. Peygamber (tez) Sevban’a sordu; “Neyin var Sevban, hasta kişi gibisin? Yüzün solmuş.”Hz. Sevban şu şekilde dedi; “Ey Allah’ın elçisi hasta kişi değilim. Beni sallayan bir acı da yok. Şayet ne var ki seni bir zaman göremeyince özlüyorum. Okumaya devam et “AŞKIN AYETE YANSIMASI”