ERİŞKİN DÖNEMDE UZAR VE TEDAVİ EDİLİR

ERİŞKİN DÖNEMDE UZAR VE TEDAVİ EDİLİR

Bu huzursuzluk, yetişkin dönemde uzayan bir meseledir. Yetişkin dönemde fazla hareketlilik azaldığı amaçlı vatandaşlar problemlerin sona erdiğini düşünebilmektedirler. Halbuki eşyalarını sık sık unutmak, vakti planlayamamak benzeri gündelik hayatı etkileyen problemlerin yanında yabancı sorunlar da sürdürür. İlişkilerde sorun, iş yerinde sorunlar, benlik saygısında azalma, ilçeler bunların içerisindedir. Ilgisini sürdürmede zorluk, toplantıları izleme, okumayazma dair sorunlar yaratır. Yavaşlık, yetersizlik üretimde azalmaya ne sebeple olur. Sırada beklemede zorluk, fazla çabuk araba kullanma, engellenmeye tahammülsüzlük, fazla konuşma, başkalarının sözünü kesme, yersiz açıklar inşa etmek hayatı zorlaştırır.
Bu civarı mühim ve negatif neticelere ne sebeple olabilen dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, profesyonel bir doktor aracılığıyla yapılmış olan ölçümlendirme ve bir takım testlerle rahatlıkla tanınabilen bir meseledir. Tanısı doktor aracılığıyla konulduktan ardından, yeniden doktor aracılığıyla tedavi edilir. Rehabilitasyonunda ilaç kullanımıyla beraber, sorun ile ilgili bilgilenmek (hem bir problemi meydana gelen bireyin hem bir de serisinin), eksikleri amaçlı verilen tavsiye ve yönergeleri uygulamaktır.

AKLIMDA KALANLAR

AKLIMDA KALANLAR

Zorluklarla tertip eden anaokul sınıflarının ortada yerinde duran, parasal sebeplerle değiştirilemeyen minik, solmuş, yıpranmış, eskiyen halılar ve halısız tabanda oynayan çocuklar kaldı. Aklımda Tüter Köyü’nün sürekli sıva dökülen tavanı ve dökülenleri süpürmeye çalışıp, öğrenim verici öğretmeni kaldı. Aklımda öğretmenliği seven hakikat öğretmenler kaldı. Birecik’e can verici, ara ara da can alan Fırat, Fırat’ın üstündeki doğu ile batıyı birleştiren köprü ve Fırat manzaralı Sahil lokantada yürekleri sevgi ve merak dolu insanlarla hasbihal kaldı. Aklım ise Birecik Kreş’nun halılarını ne türlü yenilerizde, Tüter Kreş’nun çatısını değiştirmek amaçlı kermes inşa ederek ücret toplamaya personel öğretmenlere ne türlü dayanak oluruzda, kocaman çabalarla oluşturdukları kütüphaneyi zenginleştirebilmekte kaldı. Hiç gitmediğimiz, görmediğimiz ta uzaktaki köyün, okulun ne türlü bizim meydana geldiğini hiç anlamadım. Ama orada, sandığımızdan yakında, bizim meydana gelen bir kreş var. Gidemesek de, göremesek de ifade edilecek bir çatı, halı kaplanacak sınıflar, desteklenecek genç eğitmenler ve kelaynakların aksine sayılarının süratle atmasını umduğum pırıl pırıl çocuklarla aileleri var.

Gitmesek de, orada bir kreş var yakında

Gitmesek de, orada bir kreş var yakında

Zaman zaman davetler alıyorum. İşler sebebi ile bir bölümüne gidemiyorum, bir bölümü ise esasen çok gerçekçi davetler olmuyor. Bir zaman öncesinde bir çağrı aldım. Çocuk bir kreş öğretmeninden, Ferdane Öğretmen’den. Çağrı, Birecik’ten geliyordu. Okullarında yaptıkları projeleri öyle samimi ve heyecanlı anlatmıştı ki, çağrı etmese de gitmek isterdim. Netice olarak geçtiğimiz sektör bugünü Birecik’deydim. Ferdane Zaman beni Kahramanmaraş’tan almaya okul müdürü Fatma Karakurt ve onun eşi Hasan Beyefendi ile beraber gelmişti. Böylesi samimi bir karşılama ardından tahmini bir buçuk saatlik otomobil yolculuğu süresince, iki öğretmen Birecik Kreş ve Birecik’in köy anaokulları amaçlı planladıkları 20’ye yakın harika proje anlattılar.
Yüzyıllardır pekçok uygarlığa ev sahipliği yapmış kaza, kelaynaklarıyla biliniyor. Hani şu bir zamanlar düşüncesizce öldürdüğümüz, kovaladığımız sonra bütün yeryüzünde nesillerinin tükenmek üzere meydana geldiğini yardım talep etti sığınma altına aldığımız kuşlar. Öncesinde onları görmeye gittik. 11 adet kaldıkları zaman anlamışız tükenmek üzere oldukları ve son olarak 95 adet olmuşlar emekle. Bakımlarını yapan bekçi, Birecik’teki kayaların onların hayatına katkısını açıkladı ve ekledi: “Tek eşliler, hiçbir zaman yabancı eş bulmuyorlar ve yumurtanın üstünde kuluçkaya dişisi ile erkeği dönüşümlü oturuyor.”

HER İKİ TARAFIN ACILARI

HER İKİ TARAFIN ACILARI

Adanın her yerinden çıkan kime ilişkin meydana geldiği bilinmeyen insan kemikleri ise tanı edilmeyi bekliyor. Adanın yegane iki toplumlu komitesi, bulduğu kemiklerin DNA’larını laboratuvarlarda inceleyerek kayıpların kimliklerini saptama etmekte ve bir araya getirdikleri kemikleri de zarar ailelerine teslim etmekte. 1963’te Kıbrıs’taki Rum milliyetçilerin (EOKA- B), Kıbrıs Türk köylerini basarak vatandaşları kurşuna dizmesi; cesetleri kuyulara atarak ya da açtıkları çukurlara gömerek yeryüzünden temizleme operasyonundan 11 sene ardından, 1974 Kıbrıs Harekâtı esnasında bu defa de Kıbrıs Rum köylerinin benzer yollara maruz kaldı. Kurşuna dizilenlerin cesetleri kuyulara, çukurlara atıldı ve Rumlar da benzer Türk hemşerileri benzeri kayıplar listesine girdi. Resmi belgelere göre; 1963-1974 aralarında sebep Türk gerekse Rum tarafında işlenen faili bilinmeyen cinayetlere kurban gidenlerin ve cesetleri arananların sayısı toplamında bin 842. Bunlardan bin 340’ı Kıbrıslı Rum, 502’si de Kıbrıslı Türk. Kıbrıs’ta 1963-64 çağındaki kanlı çatışmalarda olsun; 1974’te Ülkemiz’nin Kıbrıs’a gerçekleştirdiği askeri ameliyatta olsun, adanın her iki kesiminde kayıplara karışanlar, bilhassa Rum tarafında tam olarak bir politik malzeme olarak kullanıldı.

BAŞKANDAN DESTEK

BAŞKANDAN DESTEK

Kayıp Şahıslar Komitesi’nin (KŞK) oluşturulmasında kocaman oyun oynayan BIRLEŞMIŞ MILLETLER’nin zarar kişilerle alakalı sorumlusu Christophe Girod’dan, sebep kazı alanlarına gitmemize gerekse antropoloji laboratuvarına girebilmemiz amaçlı gereken desturu aldıktan ardından Kıbrıs’ın her iki kesiminde yapılmış olan kazı alanlarını ziyaret ettik. KŞK prensiplerine göre; adanın her iki kesiminde eşdeğer sayıda kazılar yapılıyor. Çalışmalarda Kıbrıs Rum tarafındaki kazıların en başında Rum arkeolog varsa yardımcıları Kıbrıslı Türk arkeologlardan; Türk kesiminde yapılmış olan kazıların en başında Kıbrıslı Rum arkeolog varsa yardımcıları Türk arkeologlardan meydana geliyor. Çocuk Türk ve Rum arkeologlar kazı yerlerine gitmeden öncesinde özel bir meydanda eğitimden geçiyorlar. Başlarında İngiliz, Amerikalı üstelik Arjantinli kazı uzmanları var. Kıbrıs’taki kazılara gönüllü olarak ihtisas yapan Arjantin ekibi, efsanevi Che Guevara’nın cesedini arayıp bulan ekip. Esendağ’da görgü şahitlerinin verdiği bilgilerle 6 Türk’ün infaz edilerek içerisine atıldıkları kuyuların yeri saptama edildikten ardından devreye iş makineleri girdi. Kuyuların dibi ve etrafı teker teker zenginleştirildi.

Türk kayıpları Rumlar arıyor

Türk kayıpları Rumlar arıyor

Margarita Kuali (Kazı ekibinin başkanı Rum arkeolog): “Burada partner bir çalışmamız var. Aramızda İngilizce, bazen Helence bazen Türkçe konuşarak anlaşıyoruz. Bu bölgedeki kazılara 2006’da başladık. 6 zarar şahsı arıyoruz. Kuyulardan birinde bir bir zarar şahsı bulduk. Geriye kalanları bulabilmemiz amaçlı 10 farklı kuyuyu açtık ve genişlettik. Açtığımız bu kuyulardan da 5 zarar kişinin kemiklerine rastladık. Ne var ki kemiklerin tümünü bulmak amaçlı çalışmalarımızı sürdürüyoruz.” Güliz Bürüncük’e ise Kıbrıslı Rum meslektaşlarıyla çalışmasındaki hislerini soruyoruz: “Çok sıkı anlaşıyoruz. Kardeş gibiyiz. İlişkilerimiz yalnızca mesai saatleriyle bitmiyor. İşten ardından da birlikteyiz. Acımızı, derdimizi, mutluluğumuzu paylaşıyoruz. Doğum günlerinde, düğünlerde hafta sonlarında beraber oluyoruz. Hani, ölülerimizi dahi beraber arıyoruz desek uydurma olmayacak! Bir dileğimiz umarım bir zaman hep beraber yaşamaktır” diyor. Kıbrıs’ın her iki tarafındaki zarar yakınları 2004’ten ardından yapılmış olan partner çalışmayla en azından onların sonucunu öğrenme fırsatını buluyor. Kıbrıs Türk ve Rum toplumları içinde ortaya konulan partner kazı faaliyetlerinin sonucu olarak toprak altından çıkartılan yakınlarına, DNA testleri yardımıyla kavuşabiliyor ve her bir toplumun bizzat örf ve adetlerine yönelik, yine toprağa defnedebiliyor. Bu da tahmini 1/2 yüzyıllık uzunca bir bekleyişten ardından aileleri en azından hem bir rahatlatıyor; hem bir de yakınlarının ruhunun nitekim şad olduğuna inanıyor.

AİLELER BİLİNÇLENMELİ

AİLELER BİLİNÇLENMELİ

Ailenin karnedeki hissesi, genç kaç yaşında ve hangi sınıfta olursa olsun okula önce hamle attığı zaman başladı. Okula başlangıç yaşına hüküm verirken, başlayacağı okulu seçerken çocuğun hakikat değerlendirmesini yapıp yapmadığı, gerçek okulu seçip seçmediği, karnedeki hissesinin önce adımı oluyor. Şayet çocuğun becerilerine uyumlu olmayan bir okul seçilip, hazırlıklı olmadan okula başlamasına hüküm verildiyse, başarısızlığın bir sebebi bu olabilmektedir. Üstelik ek olarak okul öncesi yetiştirirken yeteri kadar sorumluluk verip vermediğimiz, bizzat başına becerebilme yetilerini kazanmasını sağlayıp sağlayamadığımız mühimdir. Onun işlerini onun mahaline yapıp, ek olarak sonra ‘Ödevlerini yapmıyor, çantasını düzenlemiyor,’ diye kızmak birçok gerçekçi değildir. Hemen neler Okumaya devam et “AİLELER BİLİNÇLENMELİ”

TEDAVİ GEREKİR Mİ

TEDAVİ GEREKİR Mİ

Çocuklarda obsesif kompulsif bozukluğun tedavisini birden çok bakımdan ele almak gerekir. Öncelikle aileye ve çocuğa bu hastalığın uzunca müddetli olacağı anlatılmalı, sıkı takip ve ahenk dair onlarla anlaşılmalıdır. Zaman zaman obsesyonların ve bunlara ilişkili kompulsiyonların değişebileceği belirtilmelidir. Tedavi meydana gelmediği halde yetişkin dönemde aynı ritimde devam edeceği ve giderek bulguların hayatı ek olarak etkiler hale Okumaya devam et “TEDAVİ GEREKİR Mİ”

TÖRENSEL DAVRANIŞLAR

TÖRENSEL DAVRANIŞLAR

Çocukluk çağındaki bir takım özellikler, rahatsızlık bulgularıyla benzerlikler gösterir. Bilhassa minik çocukların gelişimi esnasında bir takım birşeyler törenseldir. Sözgelişi yatmadan öncesinde yapılmış olan bazı davranışlar minik yaş grubundaki normalken, ilerleyen yaş grubundaki obsesyon ve kompulsiyonlara dönüşebilir. Minik çocuklar yatağa girmeden belli sıra takip edilen bir takım kurallara uyarlar. Giyinme, masal anlatımı, belli bir yerde yatma benzeri. Şunlar olmayınca huysuzlaşabilirler. Şayet sekiz-dokuz yaşından ardından bu rejim değişir. Fakat bu vaziyet, rahatsızlık belirtisi olduğunda sürdürür ve rastgele biri olmadığında fazla endişe, vakası baştan inşa Okumaya devam et “TÖRENSEL DAVRANIŞLAR”

AŞK, SEVGİ VE DEĞERLER

AŞK, SEVGİ VE DEĞERLER

Birini sevdiğimizi ifade etmek aynı zamanda pekçok şeyi ifade edebilir. İçinde hoşlanmayı, dostluğu, fizyolojik beğeniyi, fedakârlığı ve pekçok duyguyu taşıyabilir. Cinselliği de içeren kavram ise genellikle aşktır. Şayet aşk, cinsellik olmadan da yaşanabileceği benzeri, aşk olmadan cinsellik de olanaklıdır. Giderek yükselen oranda aşk; ek olarak kısa müddetli, ek olarak parasal, ek olarak yıkıcı hisler amaçlı kullanılan bir kelime olmaya başlamıştır. Halbuki aşk, sevgi, yakınlık çok ek olarak derin ve boyutlu kavramları içeren. Kısa dmühim, fizyolojik Okumaya devam et “AŞK, SEVGİ VE DEĞERLER”