ÖFKELİ DEV ADAM

ÖFKELİ DEV ADAM

Mingus yaşadıkları sebebiyle bir sürü da kızgın bir insandı.
Çok da iriydi. Öyleki kontrbası elinde taşırken o koca kontrbas adeta bir minik mandolinmiş benzeri gözükürdü. Zira Mingus süre içerisinde o civarı irileşti ki onu sokakta görenler korkmaya başladılar.
Kontrbasın tellerini koparır benzeri çalan elleri de bir tuğlayı avucunun içerisinde sıkıp onu kum haline getirecek derecede güçlendi.
Bu civarı iri bir insanın bu civarı kuvvetli de olması hayli tehlikeliydi.
Bunu New York sokaklarında acı bir biçimde öğrenen vatandaşlar olmuştu.
Mingus her zaman öfkeliydi. Onun kızması için özel bir birşey düşünmesi gerekmiyordu. Sinir karakterinin bir parçası olmuştu. O sinir yardımıyla cazın en dahi en yaratıcı insanı meydana geldiğini söyleyebiliriz. Okumaya devam et “ÖFKELİ DEV ADAM”

Türkiye sosyalist cumhuriyeti

Türkiye sosyalist cumhuriyeti

BUGÜN AK PARTI fakat bir sosyalist partinin başarabileceğini düşündüğümüz bir takım reformları inşa ediyor ve adeta Ülkemiz’de kesintisiz bir devrim gerçekleşiyor.
Bugünkü iktidar yardımıyla sıhhat sistemimiz hemen hemen bütün dünyadaki en eşitlikçi sistem olmaya gerçek gidiyor.
Eğitimde de buna aynı adımlar var.
Benim benzeri vatandaşlar bazen, “Bunlar bizim hayatımızı ilgilendirmez” diyerek bu kocaman değişiklik ve dönüşümü görmezden gelebiliyoruz. Yanlış bizim şayet bunu düzeltmek de bizde olsun.
Bazılarımız ise gerçeği görmekten korkuyorlar. Zira meydana gelen biteni anlarlarsa geriye dönüşü olmayan şekilde değişeceklerini ve benim benzeri AK PARTI destekçisi olacaklarını düşünüyorlar.
Ama korkmaya sebep yok. Tersine korkularımızdan tamamıyla arınıp bu sabah ülkemizde yapılmış olan harika şeylerin farkında olalım ve ülkemizin gittiği harika istikamete dayanak verelim. Okumaya devam et “Türkiye sosyalist cumhuriyeti”

Erdoğan gücünü Atatürk’e borçlu

Erdoğan gücünü Atatürk’e borçlu

BU ülkede Atatürk’ü seven bir insanın bununla birlikte cumhuriyet sistemini ve Atatürkçülüğü eleştirebileceği anlaşılmadan Ülkemiz’nin kuvvetli olması ve dünyanın mühim ülkeleri aralarında koltuk alması üzgünüm olası olamayacak.
Bu konuda kafalar netleşmeden “Güçlüyüz”, “Büyüğüz” ve “Önemliyiz” yolundaki bilgilendirmeler yalnızca bir düş ürünü olarak kalacaklar.
Bu yöntemde pozitif bir hamle atmak amaçlı Mümtaz’er Türköne’nin Atatürk Kültür, Lisan ve Tarih Kurumu’ndaki görevinden istifa etmek zorunda kalmış olmasını kaçırılmış bir vesile olarak görüyorum. Görevinde kalabilseydi onun sözlerini ve tavırlarını vesile ederek bir tartışma/diyalog açabilecektik. Atatürkçülere bir sürü gereksinimleri meydana gelen ayarı verme yolu belki resmen açılacaktı. Okumaya devam et “Erdoğan gücünü Atatürk’e borçlu”

Ulusal işçi sınıfı yeniktir ve ortadan da kalkacaktır

Ulusal işçi sınıfı yeniktir ve ortadan da kalkacaktır

21 ‘inci asırda 19’uncu asra ilişkin kavramlarla bu sabah sokağa dökülenler, sanırım bildikleri işçi kavramının dahi ortadan kalkmaya başladığını göremiyorlar.
Bu asırda, dünyanın bu çağında “ulusal seviyede organize işçi” diye bir kavram olamaz. İşçiye sebep duyan imalat süreçleri ortadan kalktığı benzeri, halen işçi kullanan imalat süreçleri de bir sürü değişti. Çoğalış işçilerin bir ülkede örgütlenip haklarını koruyabilmeleri olanaksız duruma geldi; zira onların yerini anında alabilecek yabancı ülke işçileri var.
Biraz hemen ardından açacağım bu değişim gösteren dünyanın gerçeklerini göz önüne almadan, 19’uncu asra ilişkin kavramlarla, romantik sloganlarla sokağa dökülmeye aynı ritimde devam edildiği halde işçi sınıfı sonunda kesinlikle geliyor olacak yok oluşunu erkene almış olacak. Hatta bizzat ulusunu da eşliğinde sürükleyecek. Okumaya devam et “Ulusal işçi sınıfı yeniktir ve ortadan da kalkacaktır”

İLK BAKIŞTA AŞK

İLK BAKIŞTA AŞK

Çünkü terminolojimizde bunu yapsak da cinsel arzuyu aşktan kalın çizgilerle bölmek ne gerçek ne de gerçekçi. O “ilk bakışta aşk” olarak bilinen birşey, büyük ihtimal aniden iştirak eden bir cinsel arzu patlamasından ibaret. İlk bakışta aşklar olamayınca romantik uzunca dönemli aşklar da olamıyor; zira kolay yer alan sevişmelerden ardından kurulabilecek diyaloglarla manalı bir aşk ilişkisi kurulabilmesi de pratikte hayli kolay değil gözüküyor.
Çünkü birey tabiatı icabı 2. ilişkiden ardından dahi ilişki eskimeye, sıradanlaşmaya başlayabiliyor; bu da aşkın oluşumuna uyumlu bir çerçeve değil. Bu yüzden çağımızda aşkın sona erme şikâyetlerinin meydana çıkması, toplumsal basının patlama yapmasına isabet geliyor.
Örneğin, kocası ya da karısıyla aşk ilişkisini ayakta tutmaya personel ama bununla birlikte aşinalıktan meydana gelen seksüel bir takım problemler de yaşamakta meydana iştirak eden bir çift düş edelim. Bu bir sürü da uçuk bir düş olmasa sebep. Hemen bu çeşit eşlere toplumsal medyaların açtığı yepyeni olasılıklar da var. Kocasıyla aynı odada, üstelik aynı masayı Okumaya devam et “İLK BAKIŞTA AŞK”

Siyaset ve mizah

Siyaset ve mizah

Siyaset zamanı içerisinde mizahın kullanılması şahane olabilir şayet bu vaziyette başkalarının yazdığı espriyle adayın karşısındakini galip gelmesi birçok de harika olmuyor. Mizahı da sunileştiriyor bu çaba.
Maçıklşayet, akıllı bir beyin aracılığıyla yeri geldiğinde kullanılan kendiliğinden bir tabanca olmalı. Burada meydana geldiği benzeri eskiden yapılan ve başkaları aracılığıyla yazılan esprilerle izleyici önüne çıkılınca ben bu çeşit mizah girişimlerinin yapanın üzerinden akmaya başladığını görüyorum ve yazılmış mizahtaki zekâya gülsem de adayı mizah tarafından alkışlayamıyorum.
Bu milletçe her Allah’ın gecesi yatmadan öncesinde 3 farklı kanalda 3 komedyenin bir grup çalışmasıyla yazılmış esprilerle birbirlerini yenip reyting alma gayretine maruz kalıyorlar.
Yatmadan öncesinde duydukları son birşey bir harika espri oluyor. O esprilerin yapana ilişkin olmadığını ve esasında o esprinin arkasında bir grup emeği ve araştırması meydana geldiğini unutuyorlar.
Kimi daha bir sürü sevdiklerine tek bir esprinin güzel meydana gelmesine bakarak hüküm verebiliyorlar. Toplumun hâkim kültürü bu.
Bu tek başına berbat bir birşey değil elbette ki, şayet benzer tavrın siyaset benzeri daha detaylı bir sahaya benzer biçimde taşınması neticede politikasi tuhaflaştırabiliyor.

İnanç üst kısmına en güzel film

İnanç üst kısmına en güzel film

İnşallah “Yeni seneye ne türlü girerseniz sene da öyle geçer” inancı gerçek değildir.
Çünkü son zamanlarda bir karamsarlik ve umutsuzluk kısırdöngüsü içintabir.
Kendinize çıkma yöntemleri buluş etmeye uğraşmanıza nazaran bu illet bir kere yakanıza yapıştı mı pratik bırakmıyor sizi.
“Nedeni ne?” derseniz yalnızca şu sebepten demem manalı olmayacak, zira kesin onun da tesiri vardır ama bu seviyede karamsarlığı yaratmakta tek neden de o olamaz.
Bazen Ülkemiz tüm yüküyle omuzlarımdaymış benzeri hissediyorum.
Geçenlerde anlattığım benzeri bir takım günlerde öyle ki bunun için mahkûmmuşuz benzeri sevinçli olmak amaçlı özel gayret göstermeyi aptallık olarak görürüm. Tamam mübalağalı bir mutlu olmak istemiyorum ama bu civarı huzursuz olmak da güzel değil. Bu da seçim edilemez. Freud’un dediği benzeri iki arada bir balans bulmam lazım.
Tam “İnşallah ‘Yeni seneye ne türlü girerseniz sene da öyle geçer’ inancı gerçek değildir” diye düşünmeye başlamıştım ki, “Eğer durumum bu şekilde giderse o süre yepyeni sene da çekilmez olur” diyordum ki… Okumaya devam et “İnanç üst kısmına en güzel film”

Aptallık salgınının sebebi plastik beyinler

Aptallık salgınının sebebi plastik beyinler

GLOBAL aptallık salgınının Ülkemiz yansımalarının sebebi üst kısmına düşünürken beyinlerdeki evrensel değişiklik mevzusuna yoğunlaşmak zorunda kaldım.
Bir zamandır burada ve kürsü bulduğum her yerde beyinlerdeki değişimden ve 21’inci asra has beyinlerin vaziyetinin hiç de sıkı olmadığından bahsediyorum
Ben bunu söyleyince “Beyin de değişir mi?” reaksiyonunu alıyorum. Suali soranlar benzeri enbaşta ben de cahil olduğumdan soruna şüpheyle yaklaşmaya başlamıştım.
Öyle ya, beyin benzeri kuvvetli bir uzuv ne sebeple değişiklik sürecine rahatlıkla girsin ki. Bu olası müydü? Ardından cehaletten çıkmak amaçlı çoğalış unutulmaya başlanan bir yönteme müracaat ettim ve okumaya başlhamle. Ben okumalarımı Twitter’da yazılan az mesajlarla hudutlu tutmadığımdan, beynin ne türlü değişebildiğini benim benzeri profesyonel olmayanlara ifade eden kitapları okudum. Okumaya devam et “Aptallık salgınının sebebi plastik beyinler”

Radikal empati

Radikal empati

Türkiye amaçlı son derece mühim. Bu Sabah, sulh sürecini düzgün sürdürebilmemiz amaçlı kesinlikle anlamının sıkı öğrenilmesi ve yaşama geçirilmesi gerekli olan bir kavram “radikal empati”. Üstelik diyebilirim ki, Türkiye’de bu kavram yakın Geçmiş zamanda bilinse ve uygulansaydı cumhuriyet tarihimizin hiçbir mühim yaşamsal sorunu yaşanmamış olacaktı. Ne inancını bildiği benzeri hayatını sürdürmek talep eden insanlara acı çektirilecekti ne de bir Kürt sorunumuz olacaktı. Alevilere karşı aykiri tavırlar asla görülmeyecekti, kimseye tercih ve özgürce hayatını sürdürmek aradığı hayat tarzı sebebinden engellemeler getirilmeyecekti. Türkiye’de kimse tedirgin bir yaşam sürmeyecekti. Başka Bir Deyişle kökten empati kavramı bu civarı mühim Okumaya devam et “Radikal empati”

Ülkemiz’nin entelektüel Armageddon’u

Ülkemiz’nin entelektüel Armageddon’u

EVET elbette ki İslamiyet’in hangi mezhebinin Ülkemiz’de hâkim olması gerektiğini tartışalım, ama hem de “Bu ülkede yaşanmakta meydana gelen entelektüel zavallılığın bir Armageddon boyutuna ne amaçla eriştiğini, vasatın ne amaçla bizim insanımızın hayat tarzı haline geldiğini, yakın vakte civarı dünyanın canlı olarak baktığı bir toplumun beyninin ne amaçla bu civarı hızlı kolektif durgunluk içerisine girdiğini” de araştıralım.
Ve bu suallerin nedenlerini aramaya gayret gösterelim ki bu vasatizm kısırdöngüsünden bir sürü da geç olmadan kurtulma ihtimaliz olsun. Okumaya devam et “Ülkemiz’nin entelektüel Armageddon’u”