El imalatı organik ANiMASYON

El imalatı organik ANiMASYON

En sıkı animasyon Oscar’ına aday 5 filmden biri meydana gelen, Japon yöneten Isao Takahata’nın yazıp yönettiği “Prenses Kaguya Masalı”, eskiyen usul el imalatı şerit filmlerin sahici ve suçsuz güzelliğini, ebeveyn-çocuk ilişkilerini ifade eden hüzünlü bir masalla birleştiriyor.
HOLLYWOOD PC desteğiyle animasyonu gittikçe normal filmlerin gerçekliğine yaklaştırıyor. Japonlar ise yepyeni teknolojinin yanında eskiyen usul animasyonu da ihmal etmiyor. “Prenses Kaguya Masalı”nın yönetmeni Isao Takahata amaçlı “klasik animasyon”a dönüş yalnızca bir nostaljiden ibaret değil. Hollywood animasyonlarının görüntü olarak birbirlerine gittikçe daha bir sürü benzediği son zamanlarda “Prenses Kaguya Masalı”, fabrikasyon imalatın Okumaya devam et “El imalatı organik ANiMASYON”

AİLEDEN UZAKTA

AİLEDEN UZAKTA

Çocukluk düşlerini ve masumiyeti kaybetmenin yanında onları bekleyen hakikat dünya da korkutuyor gençleri. Her erken erkenden kalkan, devamlı personel yorgun kadın -babalar; ayrılınmış banliyö mahalleleri ve boş kocaman binalarıyla uygun fiyat durgunluğu simgeleyen tekinsiz Detroit sokaklarını unutmayalım. Jay’in “takipçileriyle” başı etme yolu de manalı. Açılış sahnesindeki kızın teslimiyetçiliği ya da “seviş kurtul”diyen Jeff’in bireyciliğinin aksine Jay, dostlarıyla bir yardımlaşma çemberi kurmaya çalışıyor. Gençlerin takipçileri haneden ve ailelerden uzaklara çekmek istemesi, bizzat başlarına ayakta durmak istemelerinin bir göstergesi. Jeff, takipçilerini her odası birbirine bağlanan viraneye dönmüş eskiyen bir Amerikan evinde beklerken, Jay ve arkadaşları ayrılınmış bir havuzda tuzak kuruyorlar. Su, film süresince havuz, göl ve yağmur olarak sıkça karşımıza çıkan bir imge. Okumaya devam et “AİLEDEN UZAKTA”

ALTYAZISIZ İŞARET DİLİ

ALTYAZISIZ İŞARET DİLİ

Filmdeki tüm karakterler işaret diliyle anlaşıyor, altyazı kullanılmıyor. Her oyun alanı/sahne tek tasarı olarak çekiliyor, karakterlerin yakın çekimlerinden uzak duruluyor. Kamera mizansene yönelik işlek ve oynak olabilirken, bazen sabit kalıyor. Slaboshpitsky’nin önce uzunca filmi meydana gelen “Kabile”, diyalogsuz anlatımı ve dakikalarca devam eden uzunca tasarılara dayanan üslubuyla değinen bir film.
İddialı şayet iddiasının altında ezilmeyen, dayanıklı, alıcı bir anlatımı var. Mesela anestezisiz kürtaj sahnesi bir sürü hayret verici şayet öykü amaçlı ciddi ehemmiyete sahip sevişme sahnesini unutmamak sebep. O oyun alanı/sahne o ana civarı yaşamını tümüyle başkalarının iradesine bırakmış ana karakterimiz amaçlı bir dönüm Okumaya devam et “ALTYAZISIZ İŞARET DİLİ”

Meksika’da ‘Turquia’ dalgası

Meksika’da ‘Turquia’ dalgası

Meksika’da 17-26 Temmuz tarihleri aralarında gerçekleşen 18. Guanajuato Beynelmilel Film Şenliği’nde bu yıl misafir ülke Ülkemiz’ydi. Melisa Sözen’in de jüride vazife yaptığı şenlikte Ülkemiz (Turquia) 22 uzunca, 16 az filmle temsil edildi.
Guanajuato Film Şenliği, Guadalajara ile beraber Meksika’nın en mühim iki film festivalinden biri. Geçen yıl tahmini 120 bini aşkın seyirciye erişen festival, Guanajuato ve San Miguel de Allende şehirlerinde tertip ediyor. Her ikisi de Meksika’nın en emniyetli ve turistik illeri aralarında yer ediniyor. Bu yıl 17-26 Temmuz tarihleri aralarında 18. defa gerçekleştirilen şenliğin misafir ülkesi Ülkemiz’ydi. Ülkemiz, şenlikte 22 uzunca, 16 az filmle temsil edildi. Oyuncu Melisa Sözen beynelmilel ana yarışmanın, “Motör” filminin yönetmeni Cem Taş belgesel filmlerin, eleştirmen Ilham Küçüktepepınar ise milli az ve belgesel yarışmasının jürisindeydi. Okumaya devam et “Meksika’da ‘Turquia’ dalgası”

Dheepan,Ex Machina ve The Lobster

Dheepan,Ex Machina ve The Lobster

“Pas ve Kemik” ve “Yeraltı Peygamberi”ile tanıdığımız Fransız yöneten Jacques Audiard, inandırıcı karakterleri, sahici öyküleriyle her filminde sorunun “damarına”dokunmayı ve akılda daimi olmayı muvaffak olan bir yöneten. Bu defa Paris dışarısında bir toplanmış konuta yerleştirilen ve aile taklidi yapan Sri Lankalı üç sığınmacının hikâyesini anlatıyor. Mültecilerin Avrupa ülkelerinin kapılarına dayandığı bir dönemde “Dheepan”ı izlemek zihin açıcı olabilmektedir.
Alex Garland, “Never Let Me Go”, “28 Gün Sonra” benzeri filmlerin senaryolarından tanıdığımız bir ad. Yazıp yönettiği önce film “Ex Machina” ise son senelerin en beğenilen bilimkurgularından biri olarak evvelki işlerinden ek olarak uyarı cazip olmayı başarmıştı. Hollywood’un büyüyen yıldızı Alicia Vikander’in başrolleri Oscar Isaac ve Domhnall Gleeson ile paylaştığı film, suni zekâ ürünü bir “kadın robot deneyi”ni test eden bilim adamlarının hikâyesini anlatıyor. Okumaya devam et “Dheepan,Ex Machina ve The Lobster”

Okuyucu ve Hayallerin Peşinde

Okuyucu ve Hayallerin Peşinde

Kate Winslet önce Oscar’ını kazandığı filmde Hanna isimli bir Alman kadınını canlandırıyor. Hanna’yı öncesinde 36 yaşındayken 15 yaşlarındaki Michael’ı baştan çıkarırken görüyoruz. Ardından ortadan kayboluyor. Michael, 1966’da haklar talebesi olarak katıldığı davada, onun 1940’lı senelerde 300 Musevi bayanın can verdiği bir büyük yangın sebebiyle suçlandığını görüyor… Richard, Hanna’nın gizemini çözdüğünde film de ağlatısal ve hüzünlü bir özellik kazanıyor. Winslet, kariyerinin en güzel performanslarından bir tanesini çıkarıyor.
Richard Yates’in 1961 tarihindeki romanından sinemaya uyarlanan filmde Winslet, gençlik hayalleriyle yaşamın zalim gerçekleri aralarında olan bir kadını oynuyor. Aktris olmak istiyorken kendini banliyöde bir kadın olarak bulan Okumaya devam et “Okuyucu ve Hayallerin Peşinde”

TARANTINO’DAN geveze western

TARANTINO’DAN geveze western

“The Hateful Eight” kar fırtınası esnasında bir dükkânda mahsur olan iki hediye avcısının hikâyesini anlatıyor. Quentin Tarantino, iç savaş sonrasının gerilimini yansıtan yepyeni western’inde, bol diyaloglu teatral tarzıyla uyarı çekiyor.
QUENTIN Tarantino önce filmlerinde de karakterlerini konuşturmayı severdi. Fakat son 3 filminde karakterlerini çoğalış daha bir sürü konuşturuyor. Lisan, Coen kardeşlerin filmlerinde karakterleri birbirinden ayırmaya yarar; öyküye derinlik, sahicilik katar. Tarantino filmlerinde ise tam tersi bir işlev görerek karakterleri “uzun tümceler, tumturaklı ifadeler” benzeri partner noktalarda buluşturur; bize bir bir sürü kez olarak yazarın Okumaya devam et “TARANTINO’DAN geveze western”

RAHAT İZLENİYOR

RAHAT İZLENİYOR

“Kod 999”, Hillcoat’ın evvelki filmleri benzeri ahlaki ders vermekten uzak duran kötümser dünyasıyla öne çıkıyor. Marcus ve Franco (Clifton Collins Jr.) zabıta örgütünün samimi içe çürüyen yanını temsil ediyorlar. Deneyimli ve idealist zabıta Jeffrey, bir uyuşturucu madde müptelası. En suçsuz ve temiz karakter ekibe yepyeni dahil olan Chris; şüphesiz onun da geleceği belirsiz. Amca ve yeğen doğruyu inşa etmeye çalışsalar da bir şeyleri değiştirebilecekleri konusunda birçok umut yok. Ne Türlü olsun ki? Kentin kenar semtleri her zaman patlayacak bir bombadan aynı. Her Biri silahlı, her biri çatışmaya hazırlıklı durumda. Film, öykünün arka fonunda AMERIKA BIRLEŞIK DEVLETLERI’nin bugününe konusunda hayli gergin ve karanlık bir tablo çizmekten geriye durmuyor. Üstelik bir ara Hillcoat’ın asıl niyetinin seyirciye bu yaşamsal gerilimi hissettirmek meydana geldiğini dahi düşünüyorsunuz. Okumaya devam et “RAHAT İZLENİYOR”

OYUNUN RUHU KORUNMUŞ

OYUNUN RUHU KORUNMUŞ

Orijinal oyunda kuşlar konuşmaz; ayakları da yokttümör. Filmde ise konuşuyor, yürüyor ve davranışlarıyla vatandaşları andırıyorlar. Ama bütün değişikliklere nazaran özgün Angry Birds’ün ruhu ve hissi korunuyor. Fergal Reilly ile Clay Kaytis’in yönettiği film, her çocuğu yakalayabilecek bir hikâyeye sahip. Sevinçli kuşların haklar devleti, açgözlü domuzların ise krallıkla yönetilmesi bir tarafa, film asıl olarak herkesin birbirine benzediği, uyumsuzların dışlandığı bir topluluk fikrini tenkit ediyor. Domuzlar bildiğimiz kötülere benzemiyorlar. Ana karakter Red de alıştığımız kahramanlardan biri değil. Toplumla uyumsuz meydana gelen Red içinde bulunduğu hudut krizleri nedeni ile toplumdan uzaklaştırılarak “öfke yönetimi” derslerine gönderiliyor. Orada tanıştığı Chuck, Dinamit benzeri öbür kızgın kuşlar, X-Men’in çeşitli yeteneklere sahip mutant kahramanlarını hatırlatıyorlar Okumaya devam et “OYUNUN RUHU KORUNMUŞ”

Kızarmış Yeşil Domatesler veThelma ve Louise

Kızarmış Yeşil Domatesler veThelma ve Louise

Evliliğiyle alakalı sıkıntılar hayatını sürdüren Evelyn, ziyarete gittiği bakımevinde Ninny ile karşılaşır. Ninny, ona 50 sene öncesinde AMERIKA BIRLEŞIK DEVLETLERI’nin güneyinde hayatını sürdüren ve etraflarındaki yaşamsal baskıya, hoşgörüsüzlüğe karşın direnen iki çocuk bayanın öyküsünü anlatır. Evelyn, öyküyü dinledikçe yaşamına çeşitli gözlerle bakmaya başlar.. Irkçılığa, bağnazlığa ve adam baskısına karşın kadın dayanışmasını öneren gerçekçi ve iyimser bir film.
Hayatlarındaki erkeklerin maddi-manevi baskılarından bunalan ev kadını Thelma ile restaurant çalışanı Louise, her şeyi boşverip yola çıkarlar. Emelleri, beraber özgürce zaman geçirmektir. Louise, Thelma’ya tecavüze yeltenen bir erkeği öldürünce zabıta peşlerine düşer. İki bayanın yolculuğu feminist bir isyana dönüşmüştür çoğalış… Callie Khouri’nin senaryosundan çekilen film, neşeli meydana geldiği civarı siyasi bir özellik de taşıyor. Okumaya devam et “Kızarmış Yeşil Domatesler veThelma ve Louise”