ESENTEPE’de her sene yabancı çile

ESENTEPE’de her sene yabancı çile

Şişli Esentepe’nin işkenceyi bitmiyor… geçtiğimiz sene aylar devam eden yol bakım çalışmalarından ardından bu sene da bir çeşitli tamamlanamayan bir inşaat, bölge sakinlerini canından bezdirdi. Üç yol ağzındaki inşaat sebebiyle daralan yöntemde trafik kilitleniyor, toz ve gürültü de cabası. Etraf sakinleri belediyeyi göreve çağırıyor…
Birçok iş merkezi ve plazanın bulunduğu Esentepe, iş dünyasının da kalbinin attığı bir bölge. Esentepe’nin kalbinde yer alan Mithat Enünlü Sokağı’nı, aylarca bitmeyen yol çalışmaları, atık sular ve kapatılmayan çukurlarla geçen sene bu aylarda gündeme getirmiştik. Okumaya devam et “ESENTEPE’de her sene yabancı çile”

Uyarıyoruz! Balat sahilinde yıkım an meselesi

Uyarıyoruz! Balat sahilinde yıkım an meselesi

Yolu Balat sahiline düşenler, gördükleri görüntü karşısında şaşkına dönüyor. Ne Türlü şaşırmasınlar! İşte fotoğraflar ortada… Kıyı şeridinde, bisiklet yarışı yöntemini da içerisine meydan beton meydan çökmüş vaziyette. Denize gerçek kırılma öyle derin ki arkadaki yeşil sahaya kadar uzanıyor. Ve inanılmaz şayet kıyı aylardır bu takdirde. Başka Bir Deyişle sahilin tamamıyla denize gömülmesi an sorunu şayet hiçbir görevli bu manzarayı görmüyor! Hatta de uyarmamıza rağmen…
Şikayet Hattı’na iştirak eden “Balat sahili çöktü, birinin denize azalması an meselesi” iletilerinin sonrasında arkadaşlarımız nefesi Balat’ta aldı ve bu gördüğünüz kareleri çekti, etraf sakinleriyle, tekne çalışanlarıyla sohbet etti. Okumaya devam et “Uyarıyoruz! Balat sahilinde yıkım an meselesi”

Haliç’in 16/9’u olur

Haliç’in 16/9’u olur

EMİNÖNÜ-Alibeyköy tramvay hattı amaçlı Haliç’e çakılan kazıkları geçtiğimiz ay gündeme taşımıştık. Haberimizin sonrasında da günlerce tartışılmıştı bu iş. Şehir tasarıcıları, mimarlar ve zanaat tarihçileri projeye ‘Haliç’in topografyasına ve tarihi dokusuna uyumlu değil’ diyerek reaksiyon göstermişti. Projeyi yürüten İstanbul Megakent Belediyesi ise kazıkların etraftaki tarihi yapılara kayıp vermeyeceğini izah ederek projeyi savunmuştu. Okumaya devam et “Haliç’in 16/9’u olur”

KAÇIRILMIŞ FIRSAT: ‘KONTES’

KAÇIRILMIŞ FIRSAT: ‘KONTES’

Julie Delpy’nin yazıp yönettiği ve başrolünde oynadığı ‘Kontes’ (The Countess) ise din ve ahlak benzeri ince sorunlara, ‘o taraklarda bezim yok’ dercesine hiç girmeyen bir film. Derebeyi kocasının ölümünün sonrasında iktidarı ele meydan kontes, çocuk sevgilisini elinden kaçırınca hafiften kafayı sıyırıyor ve bakire kanıyla gençleştiği sanısına kapılıp ortalığı öyle bir kana buluyor ki içiniz parçalı oluyor.
Çok şükür, filmin duygusal tesiri belli bir süre. Asıl ehemmiyetlisi, Delpy’nin ‘bu fazlasıyla hayret verici ve kanlı’ hikayeyi neresinden tutacağını şaşırmış olması. Drakula mitine en az Kazıklı Voyvoda civarı ilham kaynağı olabilecek hikayede, Delpy’nin dahi yokedemediği keskin bir sınıfsallık var. Ancak Delpy, maalesef bunu da boşverip ‘Kontes esasında Okumaya devam et “KAÇIRILMIŞ FIRSAT: ‘KONTES’”

Gecenin kanadı kırık

Gecenin kanadı kırık

Serdar Akar’ın yönettiği, Mahsun Kırmızıgül’ün yazdığı ‘Gecenin Kanatları’ intihar bombacısı bir çocuk kızın hikayesini anlatıyor. Film, akıcılığına ve oyuncularının performansına nazaran ele aldığı soruna derinlik getirmekten uzak kalıyor.12 Eylül darbesi senelerinde bir gece baskınında annesi ve babasını gözlerinin önünde kaybeden minik kız, yıllar sonra devrimci bir teşkilatın intihar bombacısı Gece (Beren Saat) olarak çıkar karşımıza. Eylemden öncesinde kalması amaçlı yerleştirildiği apartmanda kapıcının erkek çocuğu Yusuf’la (Murat Ünalmış) tanışır ve arasında duygusal bir yakınlaşma başlar.
‘Gecenin Kanatları’ terörün, şiddetin ve intihar eylemlerinin çözüm olmadığını söyleyen manalı tümceler peşinde koşan bir Okumaya devam et “Gecenin kanadı kırık”

Filmi civarı olamadı

Filmi civarı olamadı

Kathryn Bigelow, Oscar’ı meydan önce bayan yöneten olarak tarihe geçti şayet tören gecesi söyledikleriyle tadımızı kaçırdı, sevincimizi kursağımızda bıraktı.”Tüm hayat bizi takip ediyor, Amerikalı askerlere ne ifade etmek istersiniz?” diyen kırmızı halı sunucusuna bütün dünyanın Amerikan askerlerinden ibaret olmadığını söyleyip ağzının hissesini vermediğinde, bunu Oscar heyecanına bağladık, üstünde durmadık.
Ödülü aldıktan ardından yaptığı teşekkür konuşmasının sonlarında, ödülünü Irak, Afganistan ve dünyanın farklı ülkelerinde yer meydan Amerikan askerlerine, üstelik kapsamı genişletip “tüm üniformalılara” adadığında ise düş kırıklığına uğradık. Oscar galip gelen önce bayan yönetmenin üniforma tutkusuna bir mana veremedik. Okumaya devam et “Filmi civarı olamadı”

FİLMİ İZLEMEDEN OKUMAYIN

FİLMİ İZLEMEDEN OKUMAYIN

Belirli bir noktadan ardından rüya içerisinde bulunan rüyalar iyice karışıyor. Cobb’- un uyanıkken çocuklarını gördüğü yerlere dikkat! Cobb’un gerçeklik testini yaptığı ama tam anlamıyla başarıya erişemediği iki koltuk var. İlki Mombasa’daki rüya tekkesi. O andan ardından her birşey Mombossa’daki tekkede geçiyor olabilmektedir. Kimyager Yusuf’- un “Bazı vatandaşlar tespit edecek bir noktadan ardından hiç uyanmamayı seçim ediyor”cümlesine dikkat! Finalde ise deney sonuçlanmadan film sona eriyor. Hatta, yaşlanmış Saito ile masada konuştuğu sahnede Cobb’un uyanışı inandırıcı değil. Sevinçli sonun bir aldatmaca meydana geldiği hissettiriliyor. “Uyuşturucu tesiri altındaki rüyada ölürseniz, tekrar hiçbir zaman uyanamazsınız”dendiğine yönelik, hakikat dünyaya kimlerin dönüp dönmediğini sanırım tam anlamıyla bilemiyoruz. Okumaya devam et “FİLMİ İZLEMEDEN OKUMAYIN”

Almamazlumun ‘ağ’ını

Almamazlumun ‘ağ’ını

Günümüzde 500 milyon kullanıcıya erişen Facebook’un kuruluşunu ifade eden “Sosyal Ağ” (The Social Network), klasik bir muvaffakiyet hikâyesi değil. Yöneten David Fincher, yepyeni bir dönemin lideri meydana gelen Harvardlı kalbi kırık bir hacker’ın öyküsünden bir sürü istikametli bir film çıkarıyor.
BU filmi anlatmaya nereden başlamalı? Belki de, soluk nefese devam eden bir konuşmanın sonrasında, Mark Zuckerberg’in kız dostu aracılığıyla birdenbire terk edildiği, klasik “açı-karşı açı” tekniğiyle çekilmiş o önce sahneden girmeliyim söze. Buradan final sahnesine gelmeli ve Markın “karşı açı”sında duran görüntünün her şeyi özetlediğini söylemeliyim. Öyle ya, esasında tüm bu “Facebook olayı”, o terk ediliş gecesiyle alakalı değil mi? Okumaya devam et “Almamazlumun ‘ağ’ını”

70’lerden iştirak eden ‘Kâğıt’

70’lerden iştirak eden ‘Kâğıt’

SİNAN Çetin’in geçtiğimiz cuma vizyona giren “Kâğıt” isimli filmi, afişte de kullanılan sembolik bir sahneyle başlıyor. İnsan bedeninin narinliğine karşın kağıdın bıçak benzeri keskinliği, daktilo vuruşlarının katı darbeler olarak duyulması filmin mevzusunu de özetliyor: Hükümet bürokratik aygıtlarıyla kişinin karşısında… Kişi ise zalim devlete karşın savunmasız ve çıplak. “Kâğıt” benzer mevzuyu, sonraki dakikalarda bir intikam öyküsü çerçevesinde anlatıyor.
Müzeyyen’in (Asuman Dabak), Emrah’ın (Öner Erkan) içerisinde bulunduğu yere merdivenle inmesiyle beraber kafkaesk bir tiyatro dekorunun ortasına düşüyoruz. Hakikat dışı benzeri gözüken bu mekân, yıllarca tasarılanmış bu intikam dekoru; devletin sansür yöntemiyle bastırdığı sanatsal yaratıcılığın bir tür cinnete dönüşmüş durumu. Emrah, yeraltındaki hapishanesinde deliliğe Okumaya devam et “70’lerden iştirak eden ‘Kâğıt’”

Çığlık çığlığa bir korku

Çığlık çığlığa bir korku

90’ların sonlarında korku-gerilim sinemasında yeni bir stil oluşturan üç filmlik “Çığlık” (Scream) serisi, 11 yıl ardından dördüncü bir filmle karşımızda. Başrollerde Neve Campbell, David Arquette ve Courteney Cox üçlüsünün yine karşımıza çıktığı film, seriye yeni bir başlama inşa etmeye çaba ediyor.
“Film içerisinde film” numarasıyla başlıyor “Çığlık 4”. Üstelik numarayı belli bir süre abartıp, seyirciye “ayna içerisinde bulunan aynalar”ın sonsuzluğunu anımsadıyor. İlk sahnede Korku içerikli filmler üst kısmına konuşan iki çocuk kız, Hayalet Maske aracılığıyla öldürülüyorlar. Ardından bunun “Stab 5” isimli filmin bir sahnesi meydana geldiği meydana çıkıyor. Aynı sahneler. “Stab 6” ve “Stab 7” filmleriyle sürüyor. Okumaya devam et “Çığlık çığlığa bir korku”