UYKULUKSUZ OLMAZ, OLAMAZ

UYKULUKSUZ OLMAZ, OLAMAZ

Şu günlerin modası sıhhileştirme, yenileme projeleri var ya… Her derde deva müteahhitlerimizin, kıymeti özünden menkul âlemlerine teslim olunamaz. Kapsamlı bir uzlaşma paydası aranmalı… En ideali çeşitli müzeler, kültür merkezleri, galerileri, şarkıcı atölyeleri. İrili ufaklı kahve ve lokantalar ve zanaat dükkânları… Tabiki konutlarıyla kendine has dokusu meydana gelen bir semt olmalı…
Örneğin; kentin orijinal renklerinden birisi meydana gelen Veziriazam Mahmut, senelerden beri, bilhassa şimdilerde uykuluk vakti tavaf ettiğim bu meyhane restoran da buralarda… Peşinen söylüyorum: Uykuluksuz olmaz, olamaz!

Ardından biliyorum karşın sahilde de esnaf lokantaları var. Fırınlar, çeşitli tatlıcılar da cabası… Eğer Haliç hemen yepyeni ufuklara gerçek yelken açtı ise… Ne yapıp etmeli buranın şuanki dokusunu da gözetmeliyiz. Yalnızca müzelerden meydana gelen yapay bir pirüpaklık ve sezonluk sosyetik gece kulüplerinden meydana gelen, bir Disneyland aralarında sarkaç etmemeliyiz bu semti! Önerimse şu: Haliç şeridine bir inin. Yemeğinizi bitirince sahile geçin. Kahvenizi içerken iyiden iyiye düş edin ve kararınızı verin, hangisini tercih etmedesiniz… Bu kentin bize kaldığı durumu mi, yoksa bizim geleceğe devredeceğimiz durumu mi?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir