Ölenler ve nutuk atanlar

Ölenler ve nutuk atanlar

Rahmetli Erbakan ve onun sözünden çıkmayanlar her fırsatta dünyayı yönetmen Yahudilerden ve siyonist komplolardan söz ederdi.Başbakan Erdoğan her çeşitli kötülüğü Yahudilere ve İsrail’e atan bu zihniyete karşın aynen şu şekilde demişti:
“Siyonistler şu şekilde inşa etti, bu şekilde inşa etti. Sen ne yaptın? Gardını alsana…”
Evet, Erdoğan’ın sözleri aynen böyleydi… Nereden mi biliyorum? Zira Başbakan bunu 2011 Şubatındaki Kırgızistan ziyaretinde söylemişti ve o geziye ben de katıldığım amaçlı kulaklarımla duymuştum.Böyle diyerek Başbakan bir sürü mühim bir noktaya parmak basmıştı: Mağduru oynamayarak, elindeki politik ve yaşamsal otomobiller kullanmak… Okumaya devam et “Ölenler ve nutuk atanlar”

Bir ‘Eski Ülkemiz’ kalıntısı: CB yemini

Bir ‘Eski Ülkemiz’ kalıntısı: CB yemini

Anayasa’da ve kanunlarda değiştirilmesi gerekli olan maddeler var… Bu yapılmadan Cumhurbaşkanlığı seçimine gidiyoruz… Sıkıntılar çıkacaktır.”Nitekim hemen Köşk seçimini galip gelen Başbakan Erdoğan’ın, Anayasa icabı, partisiyle ve milletvekilliğiyle ilişkisinin, tam anlamıyla hangi süreçte kesileceği tartışılıyor.Yüksek Tercih Kurulu’nun “Cumhurbaşkanlığı seçimini Recep Tayyip Erdoğan kazanmıştır” kararı Resmi Gazete’de yayınlandığı zaman mü.Yoksa mazbatasını alıp Cumhurbaşkanlığı yeminini edeceği zaman mü?Ben ek olarak Tayyip Erdoğan’ın ne türlü bir surat ifadesi ile yemin edeceğini bir sürü heyecan ediyorum. Nedenini anlatayım:
İdeolojik açıdan baktığımızda Erdoğan’ın yaşamı Kemalizm’e karşın boğuşarak geçti. Köşk seçimini kazanarak en kocaman galibiyeti aldı. “Muhtar dahi olamaz” diyorlardı, evet muhtar olmadı ama Cumhurbaşkanımız oldu!Gelin hemen Erdoğan’ın edeceği yemine bir göz atalım. Bakalım ne türlü yemin edecek? Başlıyor: “Cumhurbaşkanı sıfatı ile, Okumaya devam et “Bir ‘Eski Ülkemiz’ kalıntısı: CB yemini”

Türk: Yeşili sever ve yok eder

Türk: Yeşili sever ve yok eder

Bir bölüm milyonlar, kurban kesecek, akraba ziyaretine gidecek… Sayıları yeniden milyonlarla anlam edilen bir yabancı kesim ise “son turfada” deyip tatile çıkacak.Kimi ülke dışına uçacak, bir takım Bodrum’daki yazlığına gidecek.”Yazlık” deyince aklıma geldi… İstiklal Caddesi’nde, Güvence Bankası’nın “kültür-sanat” binası ‘Salt’ta, süper bir sergi açıldı geçenlerde.Konusu “Yazlık”.Yolu düşenler kesinlikle gezsin. Yazlığa ilişkili olarak mekan ve tercihlerin özellikle Cumhuriyet çağında ne türlü değiştiğini gözler önüne seriyor.Tam ismi, “Yazlık: Şehirlinin Kolonisi”. Hakikaten de “yazlık” kavramı kentliden çıkıyor. Köylünün yazlığı yok. Bir Takım kasabalıların “yaylası” var, o civarı. Okumaya devam et “Türk: Yeşili sever ve yok eder”

Putin’in hesapları

Putin’in hesapları

Rusya Hükümet Başkanı Putin’in Ülkemiz’ye gelişini medyamız “dost” sıfatını faydalanarak işledi. Bildik bir yaklaşım bu. Ülkemizi ziyaret eden kalburüstü siyasetçiler amaçlı çoğunlukla bu kavram kullanılır.Ancak, pozitif sıfatlar sıralaması yapılsa… Şayet mevzubahis meydana gelen ülke Rusya ise “dost” kelimesi sonlarda koltuk alır. Niçin mi?Çünkü Rusya (ondan öncesinde de Sovyetler Birliği), beynelmilel ilişkileri, ‘arkadaşlık’ kelimesiyle çözümleme edilecek bir ülke değildir.Mesela “Yumuşak Güç” kavramı kuzeyindeki komşumuza yabancıdır. Kendisine sempati duyulmasını birçok önemsemez. Okumaya devam et “Putin’in hesapları”

Yeni haritayı kim çizecek

Yeni haritayı kim çizecek

Biz bizzat tarihini bilmeyen bir halkız. Okullarda okutulan tarih de, ona karşın geliştirilen muhafazakâr tarih anlatımı da pekçok suale yanıt aramaz.Basit bir misal vereyim: Birinci Hayat Savaşı 100 sene öncesinde 1914’te başlamıştı. Bu Sabah kanlı kapışmalara oyun alanı/sahne meydana gelen Ortadoğu, işte o meşum savaşın nihayetinde, İngilizler (ve Fransızlar) aracılığıyla paylaştırılmıştı.Siz bakmayın milliyetçi tarihçilerin “yedi düvelle çarpıştık” diye atıp tutmalarına… Şu yaşadığımız topraklarda Ülkemiz diye bir ülkemiz varsa, o çağın harika gücü İngiltere uyumlu gördüğü içindir.Atatürk ve dostları, Anadolu’da egemen olabilmek amaçlı üç temel laf verdiler: “Hilafet siyaseti gütmeyeceğiz”… “Musul petrollerinde doğruluk argüman etmeyeceğiz”… “Komünist olmayacağız”… Okumaya devam et “Yeni haritayı kim çizecek”

Papa’nın

Papa’nın lisan oyunu

Katoliklerin ruhani öncüsü Papa’nın, “Anneme küfredersen yumruğu yersin” sözü ile ilgili yazmıştım dün. Söyleyeceklerim bitmedi. Farklı bir üslupla anlatmaya çalışayım…
“Anne-küfür-yumruk” örneğini niçin veriyorsun? Başka Bir Deyişle demek istiyorsun ki “Değerlerime kötü söz edilirse yumruğu çakarım”.Sokaktaki insanın kulağına gayet tanıdık geliyor bu misal… Zira altını çizen karşılaştığı bir olay: Biri geçişi engeller… Ötekinin acelesi vardır; küfreder… Beriki yumruk çakar; falan filan.Ama bir dakika! Ne Sebeple yumrukla yetiniyorsun da, “Anneme küfredeni makineli tüfekle tararım… Onla Beraber da yetinmem, etraftaki suçsuz insanlardan yedisini, sekizini de delik deşik ederim” demiyorsun? Okumaya devam et “Papa’nın”

Mecazın içerisinde bulunan gerçek

Mecazın içerisinde bulunan gerçek

İsviçreli psikolog Jean Piaget (1896- 1980), genç zihninin çizgisel bir şekilde değil, basamaklar şeklinde geliştiğini keşfetti.Her basamağın kendine özgü nitelikleri vardı. Genç yer aldığı yaşa uyumlu verileri ağır ağır öğreniyor… Ama ardından, bir- iki ay benzeri gayet az bir süre arasında, bir üst basamağa geçiyordu.Dolayısıyla normal bir çocuğa, “bulunduğu zihin basamağına uyumlu olmayan” bir birşeyler öğretmeye kalkışırsanız… Anlattıklarınızı sizin dilediğiniz şekilde kavrayamaz.Sorduğunuzda, yanıt verir elbette: “Atatürk içimizde yatıyor öğretmenim” der. Siz de öğrendiğini Okumaya devam et “Mecazın içerisinde bulunan gerçek”

Casuslar cebimizde

Casuslar cebimizde

Modern savaşın bir de kansız biçimi var: Siber Savaş (Siber Terörizm de tecrübe ediyor.) Bu savaş, cep-telefonları dahil olmak üzere, aklınıza geliyor olacak her çeşitli elektronik araçtan yararlanılarak yapılıyor.Siber savaş iki boyutlu: Bilgi toplama ve sabotaj. Emel çoğunlukla “düşmanı” öldürmek değil, gözüne ışık tutulmuş tavşan benzeri hareketsiz duruma getirmek…
Türkiye’nin hemen hemen tamamında cereyan kesildiğinde neler olabileceğini geçtiğimiz gün gördük. Sıkıntı saatler içerisinde Okumaya devam et “Casuslar cebimizde”

Taksimcilerin Yorucu ikilemi

Taksimcilerin Yorucu ikilemi

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), Türk Tabipleri Birliği (TTB), “Haydi Taksim Semti 1 Mayıs Alanına” diyerek azalarına sezlenişte yer aldı.Ayrıca farklı sol gruplar da, 1 Mayıs’ta Taksim Semti’de olmak amaçlı hazırlık yapıyor.Şimdi bu tesis ve grupların yöneticilerine sorsanız… Anında tümü AK Parti’ye, Cumhurbaşkanımız Erdoğan’a, Başbakan Davutoğlu’na demediğini bırakmaz. “Niye karşısınız” dediğinizde… “Emperyalizm, kapitalizm, sömürü, peşkeş, eşitsizlik, yolsuzluk, kuvvet, baskı” benzeri kelimeler havada uçuşur.Bu yöneticiler AK Parti’ye karşıdır. AK Parti’nin iktidardan gitmesini isterler. Fakat takip edildikleri sokak zıddı yöndedir. Eylem tarzları, AK Parti seçmeninin hepten bütünleşmesiyle sonuçlanır. Okumaya devam et “Taksimcilerin Yorucu ikilemi”

Raci Beyefendi Problemi: 21 ile 81 ne türlü buluştu

Raci Beyefendi Problemi: 21 ile 81 ne türlü buluştu

Siz bakmayın, KCK yöneticisi Mustafa Karasu’nun, “Emanet oy yok, HDP aldığı reyleri ilkeleri yardımıyla aldı” demesine…Emanet ya da stratejik…Kelime bir sürü mühim değil. AK Parti’nin milletvekili sayısını azaltmak amacıyla oyunu HDP’ye verici bir kesim meydana geldiği biliniyor.Araştırmacı Adaletli Gür’ün hesaplarına yönelik, HDP oylarının yüzde 14’ü böyle verilmiş.HDP 6 milyon 284 bin oy aldığına yönelik… Demek ki 880 bin oy… “AK Parti, Erdoğan’ı Başkan yapacak çoğunluğa erişemesin” diye düşünenler aracılığıyla HDP’ye verildi. Okumaya devam et “Raci Beyefendi Problemi: 21 ile 81 ne türlü buluştu”