Çizginin lezzeti

Çizginin lezzeti

Yıllar öncesinde, iş amaçlı Paris’e gitmiştim. Fırsatını bulur bulmaz nefesi Beaubourg’ta (Georges Pompidou Kültür Merkezi) aldım. O da ne? “İçi dışına çevrilmiş” binanın önündeki ziyaretçi kuyruğu onlarca metreyi buluysilahlı kuvvetler…Ne yapmalı? Etraftaki kitapçılara ve galerilere girip çıkmaya başladım. Derken o güne civarı gördüğüm en enteresan posterlerden birine rastladım.
1950’lilerde Fransa’da yayımlanmış Mike Hammer taklidi pahalı olmayan romanların 36 tanesinin kapaklarını bir araya getirip poster yapmışlar: Her kapakta eli silahlı katı bir erkek ve fıstık benzeri bir kadın…Posteri aldım şayet boru tipi muhafazalardan yoktu. Çıktığımda akşam olmuştu, öbür dükkanlar kapanıysilahlı kuvvetler. Sonrası erken da uçacaktım.

Çaresiz yalnızca naylona konmuş, rulo halindeki posteri… Her an kırılacak, buruşacak korkusuyla İstanbul’a civarı elde taşıdım. Çerçeveletip duvara astığımızda dünyalar benim olmuştu.Delisi değilim şayet çizgiyi bir sürü severim: Karikatür, illüstrasyon, desen, şerit roman, vs… Apayrı bir lezzeti vardır.Kan kaybeden gazeteler, ne amaçla çizgiye daha çok koltuk vermezler? Şerit ve boyanın kağıt üzerinde yarattığı efekti, dijital ortam veremiyor ki…Hem esasen, çizgiye meydana gelen ilgi kaybolmuyor da.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir