İlk lokmanın ikincisi olmaz

İlk lokmanın ikincisi olmaz

Novalis, kahvaltıya ‘günün goncası’ demiş. Romantik, suçsuz, nazlı bir şey kahvaltı… İlk lokmada heves, merak, haz yoksa geçmiş olsun; goncanın açılamadan solması demek, çoğalış o günden yardım umma demek. Gabriele von Arnim’in ‘Yiyecek’ isimli kitabında (Çiya Yayınları) nefis bir kısım vardır. “Kahvaltı yapmam kural. Rastgele bir kahvaltı değil, gerçek bir kahvaltı” der yazar. “İşte tam bu noktada meselem başlıyor. Zira hangi tadın ne zaman gerçek tat meydana geldiğini asla bilemiyorum. Sabahın köründe hata bir tat aldığımda da zaman sona ermiştir çoğalış benim amaçlı.” “Sabahki ilk ısırık gerçek değilse, bunu anında hissediyorum, öncesinde dilimde, hemen ardından boğazımda, ruhumda. Salam yiyip esasında sosis olması gerektiğini ya da peynir yerken ansızın bire kayısı marmeladının ek olarak gerçek olması gerektiğini bilirim birdenbire. İşte o zaman mideme bir yumruk yemiş benzeri Okumaya devam et “İlk lokmanın ikincisi olmaz”

Aman dönüş trafiğinde gevşemeyin

Aman dönüş trafiğinde gevşemeyin

Adı, Yollarda Sorumluluk Hareketi’ymiş. Eriştirme Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı koordinasyonunda ve TÜVTÜRK’ün desteğiyle yaşama geçirilmiş. Okulların kapanmasıyla birlikte arabayla tatile gidenlere ve de bayramda yeniden arabayla yola çıkanlara seslenmiş. Emniyetli gezi amaçlı şunu şunu yapın, bunu bunu yapmayın demiş. Üzülmeyin, üzmeyin demeye getirmiş. 10 adet madde sıralamış:
Arabanın bakımı, muayenesi, gezi öncesi temel kontrolleri, tamam mı hepsi? Su, yağ, lastik, aydınlatma, klima, trafik vesikalari, ilkyardım çantası, var mı eksik?Emniyet kemerleri bağlandı mı? Yer ve ayna ayarları kontrol Okumaya devam et “Aman dönüş trafiğinde gevşemeyin”

NEREDEN NE HEDİYE ALINIR

NEREDEN NE HEDİYE ALINIR

Gittiğiniz başka şehirlerden eşe dosta ödül taşıyanlardan mısınız? Bazen eli boş dönmek olmuyor, evet. Anne-babaya, eş-sevgiliye, bazen patron-müdüre, en bir sürü da çoluk çocuğa küçük tefek bir birşeyler getirmeden olmuyor, gerçek. Şayet hacmen de madden de ne civarı açılmasanız da, bir de ona, bir de öbürüne derken kritik yekun tutuyor. Kime ne alınacak? Bulması farklı sorun, taşıması başka dert, komple külfet… Önceden kolaydı. 90’lara civarı o civarı hiçbir şey yoktu ki bizde; şampuandan diş macununa, buzdolabı poşetinden mandala, şekerden sakıza her şeyin masrafı vardı. Marka kılık kıyafete, angora kazaklara, lastik ayakkabılara, parfümdeodorant ve bilumum kozmetiğe hiç girmiyorum. Şayet hemen öyle mi ya? Binbir çeşitli marka ve trilyon tür ürün bizde de var. Burda olmayan ne Okumaya devam et “NEREDEN NE HEDİYE ALINIR”

ESKİ KENTİN DOKUSU, RUHU

ESKİ KENTİN DOKUSU, RUHU

Yabancı bir kente gittiğinde, en bir sürü ‘old town’ tecrübe et eskiyen şehirde zaman geçirmeyi sever bir yabancı gezgin. Kültürel mirasın ta kendisidir zira. Dokusu, ruhu vardır. Tarihi, hikâyesi… Antalya’da da güneş-deniz-kumşezlong- açık büfe sarmalından çıktığınızda, istikâmet Kaleiçi olmalı. Antalya’nın kurulduğu ve geliştiği koltuk burası zira. Bergama Krallığı’ndan Roma’ya, Bizans’tan Selçuklu’ya, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e kimleri kimleri görmüş geçirmiş… Ve çakma çanta, Çin işi tişört dair ayarı belli bir süre kaçırmış benzeri görünse de, kültürel ve tarihi dokusunu yeniden de bugüne taşıyabilmiş. Sert Duvar Kapısı’ndan Yat Limanı’na uzanan Uzunca Çarşı Yol ve Okumaya devam et “ESKİ KENTİN DOKUSU, RUHU”

BEYAZ TRÜF NASIL BİLİNİR/BULUNUR

BEYAZ TRÜF NASIL BİLİNİR/BULUNUR

Hem müzelerinden, hem bir de asırlık restoranlarından.Bu seyahat iki kısımdı: İlk fasılda Ets Ttümör’un konuğu olarak Madrid’in bir takım bir, bir takım birden çok asırlık restoranlarının ananesel lezzetlerini keşfettik.İki günün nihayetinde Ets Ttümör’un minik davetli grubu yurda döndü, onların mahaline kişisel davetlim geldi ve de o sayede sekiz gündelik bir karı-koca tatili başlisimi.O bölüm satışta değil haliyle şayet önce bölüm başka bir deyişle ‘Yüzyıllık Restoranlar/Madrid’, herkese açık. 18 Kasım’da ek olarak kapsamlı şekilde bir ek olarak ediliyor mesela…Ets Ttümör, gurme turlar da tertip ediyor çoğalış. Hayat mutfaklarını yerinde tanışmak isteyenlere, mutfağını dışarıda bırakarak hiçbir yerin ruhunun anlaşılmayacağını düşünenlere… Okumaya devam et “BEYAZ TRÜF NASIL BİLİNİR/BULUNUR”

Etli ve karnabaharlı çikolata olabilir mu

Etli ve karnabaharlı çikolata olabilir mu

Tatlar konusunda ne civarı muhafazakârsınız? Hiç mi değilsiniz? Kaz ciğerli sütlaca var mısınız mesela? Dana beykınlı çikolataya? Karidese gülsuyu koymaya? Geçtiğimiz hafta İstanbul Kurultay Merkezi’nde gerçekleşen Sirha Fuarı’nın en akılda kalanlarından biri Gastronometro’daki keşiflerdi. Gastronometro, Metro toptancı marketin gastronomik çalışmalar yapan kıtır yüzü. Harika donanımlı bir mutfakla, oditoryumlu, kütüphaneli, umut verici bir koltuk kurdular İkitelli’deki Metro’nun orada. Başka şef misafirler, zihin açıcı buluşmalar, yiyecek kültürüne konusunda farklı programlar düzenleyecekler. Sirha’da mikro filizlerle tanıştırdılar öncesinde bizi. Bir Takım dili uyuşturan, bir takım boyundan posundan (toplanmış iğnenin baş hemen hemen) beklenmeyecek güçte bir koku/tat barındıran bu ultra zarif yeşillikler, bambaşka bir âlem. Paztizz ve peynir yaprakları da enteresan şayet görüntü cazibede Blinq tomurcuğu, lezzette de Shiso filizi onları gölgede bırakır. Okumaya devam et “Etli ve karnabaharlı çikolata olabilir mu”

STARLIK İFLAS MI EDİYOR

STARLIK İFLAS MI EDİYOR

Peki neler oluyor? Starlık kurumu iflas mı ediyor?Dengesi şaşabilir ama iflas etmez.
Sendeler, düşer ama sonunda kalkar.Tedavülden kalkmaz. Bitmez. İnsanların düş kurabilmek, düş dünyalarını diri tutabilmek amaçlı yıldızlara gereksinimi var çünkü.Bütün populer yıldızlara bakın; tümü de bir döneme, bir duyguya, ihtiyaca, arzuya, hevese tekabül eder. Ajda misal; Türk kadınının Batı’yla, modayla, her dem havalı ve zayıf olmakla köprüsüdür.Bazı dönemler ek olarak bir kısır oluyor.Nasıl sıkı önder zırt pırt yetişen bir model değilse, star da nadide bir canlı.Kolay çıkmıyor. İstediğin civarı alla, pulla, eğit, öğret… O star ışığı, elektriği, Okumaya devam et “STARLIK İFLAS MI EDİYOR”

Karamazov’lardan Karaböcek’lere

Karamazov’lardan Karaböcek’lere

Ajda & Semiramis. Hülya & Helin. Karamazov Kardeşler. Türkan & Nazan Şoray. Coen Kardeşler. Neşe & Gülden Karaböcek. Kardeş Türküler. Süt Kardeşler. Kenan & Ozan Doğulu. Kardeş Hissesi. Ne mi oluyoruz? Hayat Kardeşler Bugünü’nü idrak ediyoruz. Mübarek, sevinçli olsun herkese. Bol bol tv seyretmeli oturup. Şükredip. Memlekette rengarenk tv yayınının haftada 4 saate çıkarılmasının yıldönümünü kutlayıp (1983)… Fatih Akın’ın ‘Duvara Karşı’ filmini izlemeyen? Her kimse o, izlesin. Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı Hediyeyi kazanmasının da seneidevriyesi bu sabah (2004). En iyisi bol bol YouTube’la haşır neşir olalım bir de bu sabah. Oynayalım. Canımız Okumaya devam et “Karamazov’lardan Karaböcek’lere”

Mardin mutfağı İstanbul’a geldi

Mardin mutfağı İstanbul’a geldi

Her kentin rengi, kokusu, ışığı, hissi ayrıdır. Şayet Mardin’inki apayrıdır. Gitmiş de hiç etkilenmemiş olana rastlanmaz. Bir Sürü kültürlülüğüyle, görmüş geçirmişliğiyle, insanı kendine meftun eder. Illerin damakta bıraktığı seyreder de ayrıdır. Her yerin önemsenen lezzetleri vardır şayet kimse gücenmesin, kimisi yalın suya tirittir. Ev mutfakları uçar şayet İstanbul’dan gelen şanssız vatandaşın onları tatma talihi yoktur. Tarihi konak evet soluk kesicidir, şayet önünüze gelen kebabın yanındaki patates kızartması ve beyaz pirinç pilavının düş kırıklığı da bıçak benzeri keser. Anadolu’da hem lezzetin hakkını verici aynı zamanda azıcık atmosferli koltuk bulmak olanaksız Okumaya devam et “Mardin mutfağı İstanbul’a geldi”

DÖNÜŞTÜRÜCÜ DE DENİYOR

DÖNÜŞTÜRÜCÜ DE DENİYOR

John of God’a gitmiş bireylerin anlattıklarını okuyunca… Hem Bir abartıyorlar mı acaba belli bir süre dedim, hem bir de 16 yaşımın salonuna, iki bireyin kolunda zorla yürürken, dakikalar içerisinde yiyecek masasının çevresinde dans ederek koşan halamın anısına gittim.”Bir hekim olarak gördüğüm şeyleri şüphesiz akılcı bir biçimde açıklayamayacağım” diyor biri. “Benim benzeri sol beyinli analitik düşünen bir birey için çok pratik onay edilebilir birşeyler değil bunlar” diyor bir diğeri.John of God, hakikat isimiyle Joao Teixeria De Faria, 1942 doğum yapmış bir şifacı (‘Trans’ ve ‘dönüştürücü’ de tecrübe ediyor, İngilizcede ‘healer’ diye geçiyor). Brezilya’da yaşıyor ve 16’sından beri inşa ediyor bu ‘işi’.Dünyanın hayatını sürdüren en kocaman ruhi bioenerji şifacısı onay ediliyor. Oprah Winfrey’den Peru Cumhurbaşkanı’na ve hayat jet setine, birçok ‘müdavimi’ var. Okumaya devam et “DÖNÜŞTÜRÜCÜ DE DENİYOR”