Karabaş: Beyin süpürgesi

Karabaş: Beyin süpürgesi

Vişneye, karanfil ve tarçın çubukları benzeri esasen konan baharatlardan yabancı kimyon tohumu ve karabiber topları da katıyor sözgelimi. Ama asıl numarası, ‘Nasıl başka bir deyişle’ dedirtecek bitkilerin likörünü uygulamak. Adaçayı, ıtır, köknar, kakule, tarçın… Karabaş otuna bir sürü şaşırıp gelirken haneye de almıştık önceki sene. Karabaş otu, lavantagillerden… Yabani lavanta diyorlar, bir de ‘beyin süpürgesi’! Beyin ve kalp damarlarını temizlediği rivayet olunuyor. Bilhassa Ege’de malum ve kullanılan bir ot bu; Karaburun’da mor renkte reçeli, çayını Okumaya devam et “Karabaş: Beyin süpürgesi”

Maşukiye’nin yeşiline maşallah

Maşukiye’nin yeşiline maşallah

Cahiliz. Belki çevreyi katmadan birinci tekil şahıs konuşmalıyım. Ama dönüşte hasbıhal ettiklerimden anlıyorum ki tek değilim, cahil çok! Maşukiye’yi sık sık duymuş ama hiç gitmemiştim. Dahası, haritayı açıp bakmamıştım da. Seneler öncesinde (2008) Canım Ailem dizisiyle tanınmış meydana gelen Kartepe’yle yakınlığını da bilmiyordum (Şebnem Bozoklu’nun Meliha rolünde çılgınca parladığı Uğur Yücel’li dizi hani. Mertcan’ı ufacık da olsa bir tatile, Kartepe’ye götürmek isterlerdi daima ama aksilikler, terslikler bırakmazdı yakayı)…
Kartepe, ismini yalanlamaz şekilde siyah, kışa, yapılmış olan otel ve kayak pistleriyle karkış sporlarına daha uyumlu. Ama deniz manzarasına sahip ve dağ turizmine elverişli meydana geldiği amaçlı bahar-yaz aylarında da Okumaya devam et “Maşukiye’nin yeşiline maşallah”

İlham almak amaçlı müze gezin

İlham almak amaçlı müze gezin

Sadece AMERIKA BIRLEŞIK DEVLETLERI’de değil, gösterildiği her ülkede kocaman alaka gören Mad Men dizisini bilirsiniz. 1960’lı senelerde geçtiğimiz dizinin başrolündeki kabiliyetli (ve çapkın) reklamcı Don Draper karakterinin George Lois’ten esinlendiği söylenir.New Yorklu reklamcı George Lois çapkın mıydı bilmiyorum şayet kabiliyetli meydana geldiği kesin.60’lardan 80’lere pekçok yepyeni ürün onun yardımıyla piyasada kendine koltuk açmış, birçoğu da onun reklamlarıyla yok olmaktan kurtulmuştu.2013’te Türkiye’ye de iştirak eden Lois’in, tıfıl reklamcılara verdiği öğütleri derlediği Olağan(üstü) Tavsiyeler isimli bir kitabı var. Fikirleri nereden bulduğu sorulduğunda, Lois lafı dolandırmadan “Metropolitan Zanaat Müzesi” yanıtını veriyor. Okumaya devam et “İlham almak amaçlı müze gezin”

Dünyaya borcumuzu ne türlü geriye vereceğiz

Dünyaya borcumuzu ne türlü geriye vereceğiz

Mehmet Gürs Türkiye’nin mühim, ödüllü, lider şef ve işletmecilerinden (Mikla). Sitare Baras MSA’nın (Mutfak Sanatları Akademisi) direktörü, omurgası, canı. Cemre Yumuşak bilge, görgülü, dünyanın en güzel 50 restoranını seçen jüride olacak denli dünyalı bir yiyecek yazarı (Vogue). Bu üç ad bir araya gelirse ne olur? Büyük Ihtimal iyi birşeyler olabilir. Hemen belli bir süre coğrafya:Türkiye’de kaç bölge var? İstanbul kaç tepe üst kısmına kurulu?Biraz da dilbilgisi: ‘Yiyecek’ fiilini geçmiş süre üçüncü tekil şahısta çekerseniz ne olur?
En son da matematik: Üç yanıtı toplayın bakalım. Ya da partner paydayı bulun. Evet, Türkiye’nin yedi bölgesini, İstanbul’un yedi tepesini ve ‘Yemek yedi’nin yüklemini buluşturmaktan bahsediyoruz. İşte Mehmet Gürs, Sitare Baras Okumaya devam et “Dünyaya borcumuzu ne türlü geriye vereceğiz”

Şahane bir keşif: Dârüşşifa

Şahane bir keşif: Dârüşşifa

Edirne’de, Padişah II. Bayezid Külliyesi’ndeyiz. Buraya ismini da verici kurucusu, Fatih Padişah Mehmet’in de erkek çocuğu. Osmanlı’nın İstanbul’dan evvelki başkenti Edirne’ye bir külliye kazandırmak ama asal olarak da burayı bir dârüşşifaya başka bir deyişle hastaneye kavuşturmak için 1484’te temeli atılıyor, 1488’de de faaliyete açılıyor.Günümüze erişmiş en eskiyen Osmanlı müesseselerinden bizzat… Dârüşşifa (sağlık kurumu), tıp medresesi, Okumaya devam et “Şahane bir keşif: Dârüşşifa”

Hazer Amani eli

Hazer Amani eli

Ekranlardaki yemek programlarının çoğu ‘sorunlu’. Bir Takım ha deyince bulamayacağınız malzemeler kullanıyor, bazısının yaptığını aklınız kesmiyor, canınız çekmiyor. Pek ve boş konuşanı, domatese de patatese de ha bire ‘arkadaş’ diyeni… Bazısı da ağzıyla kuş tutsa ekran onu sevmiyor.Hazer Amani, ekrana en yakışanlardan. Biçim de sıkı, içerik de.Yapmak ve yemek isteyeceğimiz tabaklar çıkarıyor. Bunu yaparken de işine hâkim meydana geldiği belli, söz kalabalığına gereksinim duymuyor.
TED Ankara Koleji ve ODTÜ Sosyoloji mezunu. Şayet ardından çocukken annesinin mutfağında düştüğü aşkın peşinden gidiyor: Cape Town’a, Cordon Bleu’ye…Dünyanın en makbul şeflik diplomasını ediniyor oradan: Le Cordon Bleu Grand Diplome. İyi yerlerde çalışıyor, Güney Afrika mutfağını, aileden gelme Türk ve İran mutfağı kültürüyle Okumaya devam et “Hazer Amani eli”

DİZİLERDE ‘NORMAL’ KADIN YOK MU

DİZİLERDE ‘NORMAL’ KADIN YOK MU

Yerli dizilerde bir sürü farklı kadın karakterler görüyoruz: Cefakâr anne adaylarımız, kalpsiz kaynanalar, kıskanç kızkardeşler, fettan baldızlar, kazıkçı yengeler… İyiler, kötüler, içerisinde icabında bir baygınlık kıvılcımı çakabilen iyiler, yüreği arada ziyarete iştirak eden kötüler… Siyahlar, beyazlar, griler… Şımarık salon kadınları, kuvvetli köy kadınları, becerikli büro kadınları… Masumlar, mağdurlar, mağrurlar, mazlumlar… XXL gözlü, XS bedenliler…Peki 8 Mart haftasında sorabilir miyiz acaba: Halen niçin ‘normal kadın’ yok dizilerde? Nedir ‘normal kadın’?Sabahları kirpikleri rimelli uyanmaz. Fönü bozulur. Hanede mütemadiyen topukla dolaşmaz. Yatak örtüsünün üzerine uzandığında çizmelerini çıkarır. Terlik diye bir birşey vardır ve bu ülkede bayanlar hanede terlik giyer! Okumaya devam et “DİZİLERDE ‘NORMAL’ KADIN YOK MU”

KİŞTE, TARTTA, TURTADA: REYBAS

KİŞTE, TARTTA, TURTADA: REYBAS

Artık birçok dolaşımda olmasa da eskilerin tabiriyle ‘rey’den ilerleyelim. Reybas misal; bugüne en cuk oturan tat o olmalı!Reybas’ ve de ‘ribâs’, ışgın demek. Doğu Anadolu, Suriye, İran ve Lübnan’da yetişen bir nebat bu… Ekşimsi tattaki uzunca ve kalın sapları çiğ de yeniyor, yemeği de pişiriliyor. 16. asırda şurubunu/şerbetini yaparlarmış, birden çok senedir bilhassa tartlarda, turtalarda karşımıza çıkıyor.Finali reyhanla yapalım. Yaprakları tabakları uçuran o şahane kokulu bitkiyle. Fesleğenle. Pesto sosun olmazsa olmazıyla…Feslan, Feslihan, Feslikan, Fesliken, Fesliyen, Irıhan, İrehan, Kokulu reyhan, Kralotu, Peslan, Rahan, Reyhan, Reyhanotu… Türkçede 14. asırda Okumaya devam et “KİŞTE, TARTTA, TURTADA: REYBAS”

Ana, anne, kaynana, valide

Ana, anne, kaynana, valide

Özellik değilse de nicelik olarak benzerlik gösteren bizden bir örneği deşmeli ya da: Toplumsal figür Çiğdem Kayalıyla kendisinden 25 yaş minik DJ eşi Uğurcan Kaya’yı… Bir Takım erkeklerin eşten anladığı, belli bir süre da anne mi? Şartsız sevsin, mantık versin, öğretsin… Kollasın, baksın, büyütsün…Yıllardır İstanbul’da hayatını sürdüren Amerikalı bir araştırmacı, Türkiye’de en ilgisini çeken şeylerden birinin, bizim bayanların evliliğin bir noktasında kocalarının annesi benzeri davranmaya başladıkları meydana geldiğini söylemişti. Acaba bir takım bayanların o noktaya civarı da mı tahammülleri yok? En baştan mı anne olmak istiyorlar kocaya? Büyütmek, aradığı benzeri yetiştirmek? Erkekler peki? Ana benzeri yar olmaz, diye mi düşünüyorlar? Daima bir ana kucağı mı arıyorlar? Belli Bir Süre ana kuzusu olarak yetiştikleri amaçlı mi? Okumaya devam et “Ana, anne, kaynana, valide”

VAKİT AYIRDI DA NE YAPTI

VAKİT AYIRDI DA NE YAPTI

Bu vaziyette yüzde 36’nın hiç aşağı değiştirmemişliğine de şaşırmıyoruz herhalde. Yüzde 35 ise asla bebeklerinin tırnaklarını kesmediğini söylüyor.Bizimkilerden bu şekilde taleplerimiz olabileceğini tahayyül dahi edemezdik ama zamane babalarının ek olarak çeşitli olmasını beklerdim bizzat. Ek Olarak başkaymış benzeri görünüyorlar oturduğumuz yerden…Sağlık mühim. Babaların yüzde 84’ü çocukları hasta olduğu zaman onların yakınında olduklarını anlam etmekte. Ama iş eğitime geldiğinde bir tembelleşme mevzubahis. Babaların yüzde 35’i bebeklerinin okul etkinliklerine hiç katılmadıklarını söylüyor.Bunun ne civarı acıklı meydana geldiğini göremiyorlar demek ki… Okumaya devam et “VAKİT AYIRDI DA NE YAPTI”