KİŞTE, TARTTA, TURTADA: REYBAS

KİŞTE, TARTTA, TURTADA: REYBAS

Artık birçok dolaşımda olmasa da eskilerin tabiriyle ‘rey’den ilerleyelim. Reybas misal; bugüne en cuk oturan tat o olmalı!Reybas’ ve de ‘ribâs’, ışgın demek. Doğu Anadolu, Suriye, İran ve Lübnan’da yetişen bir nebat bu… Ekşimsi tattaki uzunca ve kalın sapları çiğ de yeniyor, yemeği de pişiriliyor. 16. asırda şurubunu/şerbetini yaparlarmış, birden çok senedir bilhassa tartlarda, turtalarda karşımıza çıkıyor.Finali reyhanla yapalım. Yaprakları tabakları uçuran o şahane kokulu bitkiyle. Fesleğenle. Pesto sosun olmazsa olmazıyla…Feslan, Feslihan, Feslikan, Fesliken, Fesliyen, Irıhan, İrehan, Kokulu reyhan, Kralotu, Peslan, Rahan, Reyhan, Reyhanotu… Türkçede 14. asırda

‘fesliğen’ olarak görülen sözcüğün, Yunanca ‘basilikon’dan geldiği düşünülürmüş. Bitkinin yeniden 14. asırdan beri kullanılan öbür ismi ‘reyhan’ ise Arapça. “Reyhan ve fesleğen iki farklı nebat değildir!” diyor Ramis Dara, bunları öğrendiğimiz Sofralara Geldi Bahar kitabında…
Tohumları martta ekilen, fideleri nisan-mayısta yerlerine taşınan reyhanın 150 dolaylarında versiyonu var: İri yapraklısı, minik yapraklısı, koyu vişne renklisi, dişli kenarlısı… Anason, karanfil, kekik, limon, yasemin, zencefil kokulusu…Peynire, domatese, içerisine konduğu sandviçe, salataya dershane atlatan, zevki zıplatan bir şahsiyet reyhan… Bu Sabah reyini verici, reyhanı doğruluk eder!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir