İnançlılarla alay mı ediyorlar

İnançlılarla alay mı ediyorlar

BENCE inancı bir entelektüel çalışma haline getirmek gerekmektedir. İnancın insanın entelektüel gelişmesinde mühim aşamalardan biri meydana geldiğini, felsefi, yüklü temelleri yer aldığını görenler ve bunu teolojinin evrensel çerçevesinde mahaline oturtanlar benim düşünceme göre inandıklarında inancın da hakkını verirler.
Onlar inanca saygınlık katarlar, bir tek onlar din yerine söylenen yalanlara, oynanan oyunlara kanmazlar.
Ama kocaman çoğunluk bunun benzeri davranmıyor elbette ki. Çoğunluğun tutumları, din kavramını zedeler biçimde ve inanca berbat bir mana yüklenmesine sebep olabilecek içerikte.
Tabii kitlelerin kolektif bir entelektüel çalışma içerisine filan girmelerini bekliyor değilim. Ama en azından onlardan din yerine yapılmış olan komikliklere, utanç vermesi gerekli olan davranışlara takdir vermemelerini
bekliyorum. Okumaya devam et “İnançlılarla alay mı ediyorlar”

Felakete ramak kala

Felakete ramak kala

BAŞLIĞA bakıp da bu sabah Cumhurbaşkanlığı seçiminin akıbetini değerlendireceğimi sananlar fena takdirde yanılıyorlar.
Burada bahsettiğim yıkım, bir sürü daha kişisel ve sonucu son derece kanlı bir kuvvet içerebilecek türde bir felaketti.
Temmuz ayı içinde babamın evindeydim. Yerleşik kahve içiyorduk.
Kapı çaldı; babamın evine son geleni baltayla doğramaya çalıştığından beri hiç konuk gelmez, “Günün ortasında kim geldi ki?”diye koşup açtım kapıyı.
Allah’tan babamdan önce davranmışım.
Bir erkek, “Ramazan davulcunuz geldi” diye konuşuyordu sanırım.
Dediğini birçok anlayamadım, sanırım beynim bu cümleyi anlamayı reddediyordu, şayet çıkarabildiğim kadarıyla bu saçma cümleyi söylüyor olmalıydı.
Bir anda o adamın ne civarı talihli meydana geldiğini farklılık ettim.
Çünkü babam hanede tek olabilmektedir ve kapıyı o açabilirdi. Okumaya devam et “Felakete ramak kala”

SYRIZA üzerine

SYRIZA üzerine

GENÇLİĞİNDE Marksizm’e inanan ve bu inancını yaşlandığı takdirde kaybetmemeye personel bir insan olarak SYRIZA’nın tercih zaferi beni gayet elbette ki bir sürü heyecanlandırdı.
İşte tam da bu sebeple konu ile ilgili bugüne civarı söz etmemeye çalıştım. Zira heyecanlarımız bir durum ile ilgili rasyonel düşünmemizi ve doğruyu bulmamızı engelleyebilir. Söz etmek amaçlı heyecanımın belli bir süre durulmasını ve olaya uslu, biyolojik gözle bakma anımın gelmesini bekledim.
SYRIZA fenomeni yalnızca eskiyen komünisterin bir zaferi ya da Marksist düşüncenin yine canlanması benzeri mühim dinamiklerin ötesine geçtiğimiz, bunlardan bir sürü ek olarak mühim bir gelişmedir.
Dünyamız 20’nci asrın ortalarından itibaren politikanın ve ekonomi siyasetlerinin merkezine olağan vatandaşları başka bir deyişle bizleri koymayı unuttu, bunu gündeminden tamamıyla çıkardı. Okumaya devam et “SYRIZA üzerine”

Sosyal basına yasak

Sosyal basına yasak

UZUN süredir vaktinin mühim bir kısmını toplumsal basına dayalı iş yeni sezon modelleri geliştirmeye adamış bir birey olarak her yasak getirildiğinde üzülüyor ve şaşırıyorum.
Getirilen yasakların temelindeki mantığı da anlamıyor değilim.
Oradaki kaygıyı yasal da buluyorum.
Ama yeniden de yasak kararlarının beklendiğinden bir sürü çeşitli neticelere sokak açacağını görüp bir dikkat yapayım dedim.
Bu yasakların arkasında duran politik iktidar, bu sabah toplumsal basın olarak bilinen şeyin uygun fiyat süreçlerin düzgün yürütülmesinde en mühim otomobil haline geldiğini acaba görebiliyor mu? Okumaya devam et “Sosyal basına yasak”

Dağ kadrosu ne diyor

Dağ kadrosu ne diyor

PKK’nın dağdaki önderlik kadrosu uzunca sürecek bir savaşa hazırlık inşa ediyor. “HDP’nin silahların ne zaman bırakılacağını söyleme atama etme yetkisi yoktur. Onlar işine baksın”tavrı da içindeler. “HDP politik ve toplumsal şartların iyileştirilmesi işine yoğunlaşsın. Tabancalar ile ilgili biz hüküm veririz”diyorlar. Bununla Birlikte Abdullah Öcalan aleyhine ağızlarından tek kelime çıkmasa dahi onun devlet ile bundan önce sürdürdüğü saklı temaslardan hiçbir zaman ümitleri olmadığını ve bu müzakerelerin bir sürü erken safhasında “Bundan esasen bir birşey çıkmaz”diyerek silahlanmalarını ve savaşa hazırlıklarını sürdürdüklerini de söylüyorlar. Okumaya devam et “Dağ kadrosu ne diyor”

Gençleri vuran işsizlik

Gençleri vuran işsizlik

RESMİ rakamlar, işsizliğin gençleri fena takdirde vurmakta meydana geldiğini gösteriyor. Geçmiş Zamanda üniversite okumak işsizlik belasının belli bir süre dışarısında kalmanın garantisi olarak görülürdü, ama üniversite mezunu gençlerin yüzde 30’u, başka bir deyişle 3 gençten biri işsiz. Doktoralı işsiz sayısı da hayli dik. İşsizlik belası çocuk kadınları elbette ki ek olarak kuvvetli vuruyor.
Bu korkunç bir durum.
Avrupa ülkeleriyle kıyaslandığında yüzde 17’ye varan oranıyla en pek çocuk nüfusa sahip meydana gelen bir ülkenin bizzat geleceğini ne türlü karartmakta meydana geldiğini görebilmek amaçlı yalnızca bu oranlara bir göz atmak yeteri kadar olacaktır. Okumaya devam et “Gençleri vuran işsizlik”

Sınırda partner CIA -MİT saklı üssü

Sınırda partner CIA -MİT saklı üssü

Washington Post Gazetesi’ne Amerikan hükümet kaynaklarından piyasaya sızan bilgi, günümüzde gördüğüm Türk-Amerikan ilişkilerinin geleceği hakkındaki en ilginç haberdi.
Gazetede bulunan ve ajansların da geçtiği habere yönelik, CIA ile MİT, Suriye sınırımızda terörizme karşın istihbarat çalışması yapacak partner bir saklı üs kurmuşlar. Bu zaruri istihbarat işbirliğinin ötesinde mühim anlamları meydana gelen bir politik bilgi.
Önemini tanımlamak amaçlı de Türk- Amerikan ilişkilerinde son zamanda meydana gelen iniş çıkışları belli bir süre bilmek gerekmektedir. Açıkça ifade etmek gerekirse, iki ülke arası ilişkiler son zamanda epeyce soğuktu. Amerikan idaresi, Ülkemiz’ye meydana gelen güvenini kaybetmek üzereydi. Bu da evrensel tavırlarını etkiliyordu. Okumaya devam et “Sınırda partner CIA -MİT saklı üssü”

İdeal kıstas ne

İdeal kıstas ne

Iskra Lawrence bundan önce çalıştığı pekçok model ajansından dolgun beden hatlarına sahip olduğundan kovuldu; o, dünyanın ideal beden normu “sıfır beden”olduğundan o yeryüzünde kendisine koltuk bulamamıştı, şayet kışkırtıcı iç elbiseler üreten Aerie firmasının poster yüzü olunca talihi tam olarak döndü. Aerie, kullandığı reklamlarda dokunmalar yapmıyor, başka bir deyişle dolgun olanı daha fit, fazla fit olanı daha dolgun gösterecek dokunmaları prensip olarak yapmıyor, neyse onu aynen gösteriyor. Iskra Lawrence’ın vücudu da bütün dolgunluğuyla reklamlarda görülüyor. Victoria’s Secret benzeri rakipler onun bu görünümünü bir daha sıkıntı haline getirmeye çalışınca Iskra Lawrence da pekçok junk food üst kısmına yatarak ihtarname resimi çektirdi. Okumaya devam et “İdeal kıstas ne”

Süper kahramanın kuramı yapılmamalı

Süper kahramanın kuramı yapılmamalı

Çizgi roman dünyasının harika kahramanlarından esinlenilerek yapılmış olan filmler dünyasında “ciddiyet” krizi yaşanıyor.
Bu çeşit filmlerin asıl niyetinin hayranlarını eğlendirmek, heyecanlandırmak, iyi bildiğimiz o dünyalarda bizi yepyeni maceralara sürüklemek olması gerektiğini düşünemeyen yönetmenler, bu kahramanlarımız üst kısmına kritik kuram inşa etme sevdasına düştüler. Bu yüzden yaptıkları filmler son derece sıkıcı ve itici oluyor.
Bunu ilk defa New York’ta galasına gittiğim “Batman Superman’a Karşı”filminde yaşamıştım, son olarak de “X-Men: Apocalypse” filminde benzer birşey başıma geldi. Bu yönetmenler, ellerinde esasen hazırlıklı meydana gelen harika kahramanları, onların sundukları limitsiz düş kurma potansiyelini kuram inşa etme sevdaları sebebiyle bozuk ücret benzeri harcıyorlar ve o filmlere kocaman umutlarla giden biz hayranlarını düş kırıklığına uğratıyorlar. Okumaya devam et “Süper kahramanın kuramı yapılmamalı”

Gayri resmi Amerika

Gayri resmi Amerika

Abd’nın FETÖ öncüsünün iadesi dair ayak sürüyeceği ve bir takım hukuki argümanların arkasına sığınılarak iadenin geciktirileceği ve üstelik hiç gerçekleşmeyeceği yolunda izlenimler geliyor.
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mark Toner, FETÖ öncüsünün geriye verilmesiyle alakalı kendilerine getirilen dosyaları halen ek olarak incelediklerini ve anlamaya çalıştıklarını söylemiş. www.haberturk.tv sitemizde çıkan bu haberi okuduktan ek olarak sonra, “Hâlâ neyi anlamaya çalışıyorlarsa?”diye düşündüm ve ek olarak sonra da gayri resmi Abd aklıma geldi.
Amerikalı dostarım da bilir, FETÖ öncüsü benzeri vatandaşlar ile alakalı verilen hükümler asla mutlak hukuki değildir, orada hükümler daima politik ve neticede Amerikan devletinin çıkarlarına uygunluk tarafından değerlendirilir. Okumaya devam et “Gayri resmi Amerika”