Bıktım bu Kardak’tan

Bıktım bu Kardak’tan

ERTUĞRUL Özkök, yargılanan subaylarımızdan yola çıkarak Kardak krizi günlerini yazınca sizlerden fazlaca kısa mesaj geldi. “Asıl sen oradaydın. Sen yaz”diye.
14 yıllık bir konuyu, hatta de konuşmaktan, anlatmaktan bıktığım bir konuyu bir defa ek olarak ve umarım en son defa yazayım. Yazayım da, belki birileri ibret alır.
Hürriyet Gazetesi içerik işlerinde bir erken toplantısı.
Masa kalabalık. Enbaşta Özkök oturuyor. Yakınında Fikret Ercan, Tufan Türenç. Tam kadro her biri orada. Elbette o vakitki isimiyle Hürriyet Bilgi Ajansı GenelMüdürü Uğur Cebeci de.
Uğur gündemi anlatırken bir Yunan televizyonunun Kardak kayalıkları olarak bilinen ve Ülkemiz’ye ilişkin meydana geldiği argüman edilen bir yere Yunan bayrağı diktiğini anlattı.
Bunun üst kısmına içerik işlerinde Uğur Cebeci’ye takılmaya başladık. “Bak Yunan gazetecilere. Adamlar ülkelerine toprak katıyor. Sen boş otur. Bir yere bayrak diktiğin mi var” benzeri takılmalar. Okumaya devam et “Bıktım bu Kardak’tan”

Türk futbolunun değeri 4’te birine düşer

Türk futbolunun değeri 4’te birine düşer

TÜRKİYE Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören’in “yönetim yetkinliği”, Beşiktaş Jimnastik Takımı Başkanlığı’ndan itibaren sorgulanıyor.
Demirören, Beşiktaş’ı parasal içsel kocaman problemlerin içerisine sürükledikten ardından, adeta kocaman başarılara imzasını atmış bir spor adamıymışçasına Ülkemiz Futbol Federasyonu Başkanlığı’na getirildi.
Geldiği günden beri Beşiktaş’taki “başarısızlığını” Türk futboluna da yansıttı.
Futbolumuzun durumu ortada, ulusal takımımızın durumu ortada.
Yıldırım Demirören birden çok gün öncesinde, Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın geçtiğimiz günlerde yaptığı bir teklifi gündemine alarak tuhaf bir izah inşa etti.
Hatırlayacaksınız, Suat Kılıç sporda şiddetin önüne geçmek için Harika Lig mücadelelerinin gündüz saatlerinde oynanması teklifini getirmişti. Okumaya devam et “Türk futbolunun değeri 4’te birine düşer”

Müjde! Murat Bardakçı demokrat oldu

Müjde! Murat Bardakçı demokrat oldu

Murat alkol içmenin rejimin güvencesi olarak gösterildiğini, bir durum simgesi sayıldığını, sokaklardaki masaların kaldırılmasının türk malı yerinde bir hüküm meydana geldiğini ifade etti.
Bense kurallara uymak kaydıyla sokaklara sehpa konulabileceğini, “İçki içmeyi durum simgesi olarak görüyorlar”lafının bir genelleme olarak herkese yapıştırılamayacağını, bununla birlikte özgürlüklerin rejimin güvencesi meydana geldiğini söyledim.
Haliyle okurlar aralarında onu haklı bulanlar ve beni haklı bulanlar oldu.
Aslında ikimizin de söyledikleri gerçek. Fakat Murat’ın “despotik” tarzı yanlıştı bana yönelik.
Dün tatilden dönünce önce iş Murat’ın odasına girdim. Esasen yan odamda oturuyor.
Hasret giderdikten ardından, “Nasıl kapıştık ama” diye konuştu muzır gülümsemesiyle. Okumaya devam et “Müjde! Murat Bardakçı demokrat oldu”

CUMHURIYET HALK PARTISI, Cumhurbaşkanımız’na teşekkür etsin

CUMHURIYET HALK PARTISI, Cumhurbaşkanımız’na teşekkür etsin

CUMHURBAŞKANI Abdullah Gül, nihai zamanlarda bir politikacının en içtenlikle katıldığım cümlesini kurdu: “Türban tartışmalarından sıkıldım.”
Hay ağzına sıhhat Cumhurbaşkanım. Ben de aynen.
O civarı sıkıldım ki, anlatamam.
Bitmeyen ve bitmeyecek meydana gelen başörtü tartışması. Üniversite sona erecek, kamuda serbestliği tartışılacak. Tam o sona erdi derken ilköğretimde olsun mu olmasın mı diye yeniden gündemin başköşesine oturacak. Yarın Habertürk’ün Konsensus’la yaptığı maaş ananesel anketin neticelerini yayınlamaya başlayacağız.
Kim ne durumda? Kim kaç puanda? Bunların yanında biliyorsunuz bu ankette bir de “Size yönelik gündemdeki en mühim sorun ne?” diye bir sorumuz var.
İlk defa bu ay, bu suale verilen cevaplar aralarında “türban sorunu” ilk üçe girdi.
Yakın vakte civarı pkk, işsizlik, dünya pahalılığı gündemin en mühim sorunu olarak tepelerde bulunurken, bu ay ilk defa “türban”, Türkiye’nin en mühim sorunlarından biri olarak tepeye çıktı. Burada CUMHURIYET HALK PARTISI’nin “politika üretiminde” ne civarı yanlış davrandığının altını çizmek gerekli. Okumaya devam et “CUMHURIYET HALK PARTISI, Cumhurbaşkanımız’na teşekkür etsin”

19 Mayıs bu şekilde mi kutlanır

19 Mayıs bu şekilde mi kutlanır

19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı etkinliklerinin biçiminden bana çoğalış gına geldi.
Herhalde Atatürk’ümüz yaşamda olsaydı o da bu kutlamalardan hiç hoşnut olmaz, “Yeter be” derdi.
Benim çocukluğumdan beri, 40 senedir benzer birşey.
Gençler stadyuma toplanır.
Kızların rengârenk elbiseleri, erkeklerin yakışmamış kılıklarıyla manasız hareketler yapılır.
Askeri liseler kule yapar.
Gençler hoplar zıplar.
Beden kursu öğretmenleri adeta kocaman bir iş yapıyormuşçasına pozlarla gençlerin manasız vücut kursu hareketlerini yönetir. Tribünlerde Doğu Bloku ülkelerinden öğrendiğimiz kartonlarla desen oluşturma gösterileri yapılır.
Sonra her biri evine gider.
Yahu adı üstünde bunun ismi Gençlik ve Spor Bayramı. Bumu spor, bumu gençlik!
Birisi çıksa da değiştirse şunu. Okumaya devam et “19 Mayıs bu şekilde mi kutlanır”

Diktatörler iyidir

Diktatörler iyidir

Rumen yazar Cioran’ın bir cümlesiydi ve her şeyi özetliyor benzeri duruyor.
Cümle şu:
“Her insanın içerisinde bir peygamber uyuklar ve o uyandığında dünyadaki kötülük belli bir süre ek olarak artar.”
Biliyor musunuz, benim düşünceme göre hiçbir diktatör berbat bir şey yaptığını düşünmez, bilmez, zannetmez.
Ne Hitler, ne Mussolini, ne de günümüzün diktatörleri.
Diktatörler, kuvvetli kişiliklerdir.
Ve bizzat kendilerini uluslarına adamışlardır.
Gecelerini gündüzlerine katarlar.
Hiç durmaksızın çalışırlar.
Ulusları, ülkeleri için çok mühim işler yaparlar.
Yaptıklarına inanırlar. Okumaya devam et “Diktatörler iyidir”

Etik Heyeti’ndan ihsası rey

Etik Heyeti’ndan ihsası rey

Konu haliyle “şike soruşturması”ve Futbol Federasyonu’na mesajlan belgeler.
Etik Heyeti’nun adı bizde gizli azasi, epeyce birden fazla vesikanın kendilerinasıltildiğini söylüyor.
Şöyle bir iş sistemi geliştirmişler.
Belgeleri ayırmışlar.
Her üye tespit edecek sayıda ve tespit edecek bir konuya ilişkin begeleri alıp inceliyor ve rapor haline getiriyormuş. Tersi halde bu civarı çok vesikayı kısa zamanda incelemek olası olmayacakmış.
Belgelerin tamamı okunduktan ardından heyet mensupları bizzat arasında toplanıp raporları ele alacak ve bir düşünce oluşturacakmış.
Oluşacak fikre yönelik Etik Heyeti, Haklar Heyeti ile beraber Futbol Federasyonu Idare Heyeti’na bu raporları sunacak ve bir “tavsiye kararı”iletecekmiş. Okumaya devam et “Etik Heyeti’ndan ihsası rey”

Kızılay, Van amaçlı niçin kurban kesmez

Kızılay, Van amaçlı niçin kurban kesmez

ÖNÜMÜZ Kurban Bayramı. Öyle gördük, öyle büyüdük. Her Kurban Bayramı’nda kurban keserim. Bu sene da keseceğiz haliyle. “Bu sene kurbanı Van’daki depremzedeler amaçlı keselim” diye düşündüm. Kızılay’ı aradım. Her sene kurban organizasyonu yaparlar. Namuslu da yaparlar bildiğim kadarıyla. Sordum. “Kurban organizasyonu inşa ediyor musunuz?”diye. “Evet” cevabını alınca sevindim. “Van’daki depremzedeler amaçlı kurban kestirmek üzere Kızılay’a ücret sunmak talep ediyorum. Ne Türlü vereceğiz? Nereye havale çıkarmamız lazım?”dedim. Karşıdan cevap gelmedi bir zaman. “Orada mısınız?”dedim. “Evet sizi dinliyorum” diye konuştu. Sorumu duymadı zannettim. Tekrarladım. Yeniden bir suskunluk. Nihayetinde cevap geldi. “Beyefendi, Van amaçlı bir kurban organizasyonumuz yok. Okumaya devam et “Kızılay, Van amaçlı niçin kurban kesmez”

Hüküm, cinayet bugünü belliydi

Hüküm, cinayet bugünü belliydi

5 sene geriye gittim aniden.
Hrant Dink’in öldürüldüğü o kara günlere.
Cinayetin üzerinden saatler geçmişti.
Herkes “beyaz bereli” bilinmeyen katili arıyordu.
O dönemde Erken Gazetesi’nin Evrensel Yayım Yönetmeni’ydim.
Gece geç saatlerde, herkesin “Katil kim?” oynadığı saatlerde Trabzon büromuzun en oldukça başarılı muhabirlerinden biri aradı ve o ismi verdi: Cinayeti işleyen birey Ogün Samast.
Hemen İstanbul Valisi Muammer Güler’i aradım.
“Katilin kimliğini saptama edebildiniz mi?”diye sordum.
“Çok yaklaştık. An sorunu. Şayet güvenlik amaçlı ad veremiyoruz”diye konuştu.
“Biz saptama ettik” dedim.
Sustu.
“İsmi verirsem teyit eder misiniz?”dedim.
“Ogün Samast” dedim. Okumaya devam et “Hüküm, cinayet bugünü belliydi”

Güzel futbol amaçlı bir mum yakın

Güzel futbol amaçlı bir mum yakın

Her sene gerile gerile kopma noktasında başlayan yatıştırmaya, çoğunlukla tatsız vakalarla sonuçlanıyor. Alanda dövüş, tribünde dövüş, dışarıda dövüş. Şayet bu sene adeta belli bir süre çeşitli. Seyahat ruhunun yansıdığı tribünler Saracoğlu’nda oynanan önce derbiyi “kazasız belasız”atlattılar. Hemen biz Fenerbahçe’yi ağırlayacağız buzaman. Yatıştırmaya öncesi toplumsal basın ve ananesel basın yeniden ipin ucundan çekmeye başladı.
Önce gerecekler, sonrasında mücadelede ip kopacak, ardından da birden çok haftalık malzeme çıkacak. Bu defa en kocaman geyik, “Volkan alana Fenerbahçe bayrağı dikecek”. Volkan bu biçimde bir birşey yapmaz ya, yapsa ne fark eder! Lig esasen bitmiş. Fenerbahçe esasen kazanan olmuş benzeri. Hatta de doğruluk ederek olacağı açıkça ortada. Olsa ne olabilir, onlar olmayıp Galatasaray olsa ne olur! Galatasaray’ın hedefi Şampiyonlar Ligi. O esasen güvence benzeri. Ligi ikinci bitirse ne olur! Okumaya devam et “Güzel futbol amaçlı bir mum yakın”