Diktatörler iyidir

Diktatörler iyidir

Rumen yazar Cioran’ın bir cümlesiydi ve her şeyi özetliyor benzeri duruyor.
Cümle şu:
“Her insanın içerisinde bir peygamber uyuklar ve o uyandığında dünyadaki kötülük belli bir süre ek olarak artar.”
Biliyor musunuz, benim düşünceme göre hiçbir diktatör berbat bir şey yaptığını düşünmez, bilmez, zannetmez.
Ne Hitler, ne Mussolini, ne de günümüzün diktatörleri.
Diktatörler, kuvvetli kişiliklerdir.
Ve bizzat kendilerini uluslarına adamışlardır.
Gecelerini gündüzlerine katarlar.
Hiç durmaksızın çalışırlar.
Ulusları, ülkeleri için çok mühim işler yaparlar.
Yaptıklarına inanırlar. Okumaya devam et “Diktatörler iyidir”

Etik Heyeti’ndan ihsası rey

Etik Heyeti’ndan ihsası rey

Konu haliyle “şike soruşturması”ve Futbol Federasyonu’na mesajlan belgeler.
Etik Heyeti’nun adı bizde gizli azasi, epeyce birden fazla vesikanın kendilerinasıltildiğini söylüyor.
Şöyle bir iş sistemi geliştirmişler.
Belgeleri ayırmışlar.
Her üye tespit edecek sayıda ve tespit edecek bir konuya ilişkin begeleri alıp inceliyor ve rapor haline getiriyormuş. Tersi halde bu civarı çok vesikayı kısa zamanda incelemek olası olmayacakmış.
Belgelerin tamamı okunduktan ardından heyet mensupları bizzat arasında toplanıp raporları ele alacak ve bir düşünce oluşturacakmış.
Oluşacak fikre yönelik Etik Heyeti, Haklar Heyeti ile beraber Futbol Federasyonu Idare Heyeti’na bu raporları sunacak ve bir “tavsiye kararı”iletecekmiş. Okumaya devam et “Etik Heyeti’ndan ihsası rey”

Kızılay, Van amaçlı niçin kurban kesmez

Kızılay, Van amaçlı niçin kurban kesmez

ÖNÜMÜZ Kurban Bayramı. Öyle gördük, öyle büyüdük. Her Kurban Bayramı’nda kurban keserim. Bu sene da keseceğiz haliyle. “Bu sene kurbanı Van’daki depremzedeler amaçlı keselim” diye düşündüm. Kızılay’ı aradım. Her sene kurban organizasyonu yaparlar. Namuslu da yaparlar bildiğim kadarıyla. Sordum. “Kurban organizasyonu inşa ediyor musunuz?”diye. “Evet” cevabını alınca sevindim. “Van’daki depremzedeler amaçlı kurban kestirmek üzere Kızılay’a ücret sunmak talep ediyorum. Ne Türlü vereceğiz? Nereye havale çıkarmamız lazım?”dedim. Karşıdan cevap gelmedi bir zaman. “Orada mısınız?”dedim. “Evet sizi dinliyorum” diye konuştu. Sorumu duymadı zannettim. Tekrarladım. Yeniden bir suskunluk. Nihayetinde cevap geldi. “Beyefendi, Van amaçlı bir kurban organizasyonumuz yok. Okumaya devam et “Kızılay, Van amaçlı niçin kurban kesmez”

Hüküm, cinayet bugünü belliydi

Hüküm, cinayet bugünü belliydi

5 sene geriye gittim aniden.
Hrant Dink’in öldürüldüğü o kara günlere.
Cinayetin üzerinden saatler geçmişti.
Herkes “beyaz bereli” bilinmeyen katili arıyordu.
O dönemde Erken Gazetesi’nin Evrensel Yayım Yönetmeni’ydim.
Gece geç saatlerde, herkesin “Katil kim?” oynadığı saatlerde Trabzon büromuzun en oldukça başarılı muhabirlerinden biri aradı ve o ismi verdi: Cinayeti işleyen birey Ogün Samast.
Hemen İstanbul Valisi Muammer Güler’i aradım.
“Katilin kimliğini saptama edebildiniz mi?”diye sordum.
“Çok yaklaştık. An sorunu. Şayet güvenlik amaçlı ad veremiyoruz”diye konuştu.
“Biz saptama ettik” dedim.
Sustu.
“İsmi verirsem teyit eder misiniz?”dedim.
“Ogün Samast” dedim. Okumaya devam et “Hüküm, cinayet bugünü belliydi”

Güzel futbol amaçlı bir mum yakın

Güzel futbol amaçlı bir mum yakın

Her sene gerile gerile kopma noktasında başlayan yatıştırmaya, çoğunlukla tatsız vakalarla sonuçlanıyor. Alanda dövüş, tribünde dövüş, dışarıda dövüş. Şayet bu sene adeta belli bir süre çeşitli. Seyahat ruhunun yansıdığı tribünler Saracoğlu’nda oynanan önce derbiyi “kazasız belasız”atlattılar. Hemen biz Fenerbahçe’yi ağırlayacağız buzaman. Yatıştırmaya öncesi toplumsal basın ve ananesel basın yeniden ipin ucundan çekmeye başladı.
Önce gerecekler, sonrasında mücadelede ip kopacak, ardından da birden çok haftalık malzeme çıkacak. Bu defa en kocaman geyik, “Volkan alana Fenerbahçe bayrağı dikecek”. Volkan bu biçimde bir birşey yapmaz ya, yapsa ne fark eder! Lig esasen bitmiş. Fenerbahçe esasen kazanan olmuş benzeri. Hatta de doğruluk ederek olacağı açıkça ortada. Olsa ne olabilir, onlar olmayıp Galatasaray olsa ne olur! Galatasaray’ın hedefi Şampiyonlar Ligi. O esasen güvence benzeri. Ligi ikinci bitirse ne olur! Okumaya devam et “Güzel futbol amaçlı bir mum yakın”

Zana korkmuş

Zana korkmuş

Zana’nın Kürtçü siyasetteki etkinliği ve saygınlığıyla “yeni fikirleri” bir araya gelince yepyeni bir sokak haritası meydana çıkabilir diye ummuştum. Ve yeniden o yazımda Öcalan’ın ve TERÖR’nın Zana’yı karalamaya başlayacağını belirtmiştim.
Nitekim BDP ve TERÖR, Zana’nın önce çıkışına dikkatli yaklaştı.
Doğrudan suçlamadan, önemsizleştirmeye çalıştılar Zana’yı.
Ve Zana, Başbakan Erdoğan’la beklenen görüşmesini inşa etti.
Görüşme sonrasında Zana’nın Erdoğan’a sunduğu sokak haritasını ve beklentisi okudum.
Gördüğüm tek bir birşey oluyor.
Zana “korkmuş”.
Teşkilattan, BDP’den ve dışlanmaktan ürkmüş.
Başbakan’a sunduğu sokak tarifi ve teklifler, BDP’nin ve TERÖR’nın düne civarı sunduğu ve Başbakan Erdoğan aracılığıyla sık sık reddedilmiş, ciddiye alınmamış tekliflerle “karbon kopya”.
“Zana mouse doğurdu”diyebiliriz. Okumaya devam et “Zana korkmuş”

Ralph Lauren’in oyuncakları

Ralph Lauren’in oyuncakları

Kusura bakmayın, onuncu hafta sizlere yazmak amaçlı bir araba deneyemedim.
Belki de daha sıkı oluyor.
Benim tecrübe ihtimalim olmayan otomobillere sahip bir tanesini yazmam fazladan hoşunuza gidebilir.
Modacı Ralph Lauren’i sanırım bilirsiniz. Herhalde Amerika’nın yetiştirdiği en populer ve en havalı modacıdır.
Benim tarzım değildir gerçi şayet muhterem bir modacıdır.
Modacılıkta pek benim tarzım olmayan Ralph Lauren’in benim çok tarzım meydana gelen bir istikameti var.
Otomobil merakı.
Bana yönelik dünyadaki en arıtılmış araba koleksiyonunun sahibi işte bu modacı Ralph Lauren’dir. Yeryüzünde birçok araba koleksiyoncusu ve koleksiyonu var şayet Ralph Lauren’inki gibisi az. Zira kalabalık bir koleksiyon değil ancak içerisinde boş yok. Tamamı trend deyimle “10 numara 5 yıldız.”
Hele hele şimdilerde bütün Concours d’Elegance’ları galip gelen, “Pre-war” olarak bilinen başka bir Okumaya devam et “Ralph Lauren’in oyuncakları”

Hangisi zamanı bombalar

Hangisi zamanı bombalar

Öcalan’la BDP’lilerin yaptığı müzakerenin ya da müzakerenin bir kısmının tutanakları amaçlı yapılmış olan tenkit, “süreci bombaladığı”yönünde.
Bu tutanakların yayınlanmasının müddetçe kayıp verdiği argüman ediliyor.
Zarar verdi mi, vermedi mi kesinlikle bir birşey söyleyemem.
Ama gördüğüm kadarıyla bu aşama “şerbetli”.
Kolay pratik hiçbir şeyden kayıp görmeyecek gibi.
Tüm bu mümkün zehirlemeler eskiden öngörüldüğü amaçlı, pratik kolay öldürmeyecek sanki.
Tabii sürecin “bombalandığı”da bir gerçek.
Ama bunu yapan gazetelerde çıkan haberler değil, hakiki “bombalar”.
İçinde patlayıcı yer alan ve fikir patlayan bombalar.
Bu bombaları da atan basın ya da trend tabiriyle “medya” değil.
Neden laf ettiğimi herhalde anlamışsınızdır. Okumaya devam et “Hangisi zamanı bombalar”

BMW’ye B serisini vermiş, karşılığında X6 serisini almış


BMW’ye B serisini vermiş, karşılığında X6 serisini almış

Bir üretici bir segmentte araba yapınca, öbür üreticiler bunun için kayıtsız kalamıyor her nedense.
Daha öncesinde de yazmıştım, yakında hemen hemen her müşteriye farklı bir segment olacak diye.
Mercedes, denemem amaçlı yepyeni GLE serisinden bir “SUV” gönderince aklıma geldi bütün bunlar.
Aslında GLE’yi önce defa Mercedes’in arazi otomobillerini anlattığı reklam filminde televizyonlarda görmüş ve şaşırmıştım, “Aaa, araya bir BMW X6 karışmış”diyerek.
Mercedes GLE’yi gönderince anladım ki, araya X6 karışmamış, Mercedes BMW’ye B serisini vermiş, karşılığında X6 serisini almış. Okumaya devam et “BMW’ye B serisini vermiş, karşılığında X6 serisini almış”

Türk dizileri niçin başarılı

Türk dizileri niçin başarılı

TÜRKİYE’nin en oldukça başarılı ve en eskiyen yapımcılarından biri, çok eskiyen bir dostumdur.
Zaman süre buluşur, geyik yaparız.
Dün de uzunca bir öğle muhabbeti amaçlı bir aradaydık.
Keyfi yerindeydi.
Yine bir dizisini yurtdışına satmıştı.
Üstelik de, orijinali Amerikan meydana gelen bir uyarlama dizisini.
“Orijinali varken niçin senin uyarlamanı alıyorlar?” diye sordum.
“Çünkü orijinali bu bölgenin kültürüne uyumlu değil” diye konuştu.
Kültür dediği, tv izleme kültürü.
“Amerikan çeşidi çabuk, tempolu. Dizinin ortada yerinde kalkıp 2 dk tuvalete gitsen, dizinin geriye kalanını anlamama ihtimalin var. Amerikan dizilerini seyretmek amaçlı yetişkinler ekranın karşısında konsantre şekilde oturacak ve gözünü kırpmadan takip edilecek. Yoksa konuyu kaçırırsın. Bu yüzden Amerikan sürümleri bu coğrafyada tutmaz” diye konuştu.
“Peki sizinkinin ne farkı var?” dedim. Okumaya devam et “Türk dizileri niçin başarılı”